HADİS
Hz. Mehdi (as) benim evlatlarımdandır...Yeraltındaki hazineleri çıkaracak ve şirk beldelerini fethedecektir."(Beklenen Mehdi'nin Alametleri, Ahmet İbn-i Hacer-i Mekki (Heytemi), sf. 25)
Açıklama:...Peygamber Efendimizin yaşadığı dönemde insanlar putlara tapıyorlardı. O dönemin insanları bu putları kendileri için bir yaratıca (ilah) yapmışlardı. Onların önünde secde’ye kapanıyorlardı. Adeta kendilerine bir rehber yapmışlardı bu putları, onlardan gelecek için, bir yakarış, bir yol-yorgan beklentisi içindelerdi.
Şimdi şu puta senin şeklinin ve şemalinin (işleyiş şekli bedenin) varlığını sana haber veren nedir? Desek; o bize cevap veremez, ya da o bize sesini duyuramaz veya görmemiz için bir yön tayin edemez. Bu halde olan bir putu kendine ilah edinmek ne kadar akıl karıdır.
Peki şunun ötesinde olan birisini düşünelim, bu bizi duyan (işiten) biri olsun. Sabah kalktık iş yerimize gitmek için, evdeyken, yolda giderken, ve durduğum yerde; kemdi içimde konuştum ve dedim ki bugün geç kaldım, araba da geç gelirse şimdi ne yaparım?
Dedim ve beklemeye başladım, bir süre sonra araba geldi ve ben işime gittim. Bu iş hem kolay oldu ve hem de belli bir zaman diliminde gerçekleşti. Yahu dedim ki kendime, ben içimde kiminle konuştum da bu konuşmamı birisi mi duydu (işitti), böyle sanki daha önceden bir sonuç varmış gibi bu araba geliverdi. Gören birimi var beni, şu kolaylıkla gittim işime.
Bu bir örneklemeydi, burada ne demek istiyoruz. Birincisi; birisiyle konuşurken, karşıdaki insanın sana cevap vermesi için, seni duyması lazım gerekir. Put ya da bir ağaç insanı duyar mı, onun yoksa kulaklarında zarı varda biz mi göremiyoruz. Eh şimdilik bunu dedik,; ancak onu yapan bir el var, onu yapan da sonuçta bir insan, onun yapılışını biliyor, buna kulak zarı takmadığını da biliyor.! Peki neden böyle işitemeyen birinde yardım istiyor. Halbuki onu kendisi yapmıştı. Kendi gözleriyle de görerek bunu yaptı. Yoksa kör müydü; hayır kör değildi, o onun sanatıydı, onu ustalıkla işledi sonra bir eser yarattı. Yalnız bu eser ona cevap vermeyen bir eserdi. Ne kendisi için bir yarar sağlar, nede ustası için.
Kişinin her konuşmasını işiten biri olmalı ki, insanın her isteği yerine geliyor. Bu işitenin aynı zamanda, bizi görmesi lazım ki, bize cevap verebilsin. Deli veya duyamayan birinde bir talepte bulunsan (kendi lisanında), ne düşünür bilir misin? Bilemezsin; çünkü onun ne karşılık vereceğini bilmiyorsun. Olay bir mutlak son ile bitecek, bu son nereye varacak bilir misin! Onu da bilmezsin. Eh işin bir sonu olacak; bir usta, bir sanat yaptığında bir nakış ile bunu düzenler. Bu nakış o kadar ince bir sanat ve ustalık ister ki, her şey yerli yerinde bir birini tamamlasın. Peki sen deliyle nasıl bir sanat işleyip bilemediğin bir son ile karşılaşacaksın, bunu bilir misin? Ya dersin; bilmez misin, o deliyi, o sağırı yaratan ona göre bir sanat icat etmiş, ve onu da sana öğretmiş. Bak bir yanılgı payı çıkara bilir misin?
Yer altı hazineleri insanların olayların dış yüzüne bakıp aldandığı zahir’i (açık, belirgin, görünen) olarak yaratılmış yönüdür. Mehdi as yer altı hazinelerini çıkaracak, bir deyim olmak şartıyla, işlerin batın’ına (içyüzüne) bakar. Bu dünya, evren ve içindekiler var edilmiş ve usta bir sanatla şenlendirilmiş olup, bir düzen ve ölçü ile dengelenip işleniliyor. Bu sanat nasıl icat edilmiş sorusuna bir cevap olacak zamanın iki sahibi Mehdi as ve veziri olarak, 2011 yıl evvel göğe kaldırılan Meryem oğlu isa as. Allah tarafında arz alemine indirilecek.
NİSA 4/157 "Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.
158 Tam aksine, Allah onu kendisine yükseltti. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
159 Ehlikitap'tan her biri ölümünden önce ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet günü de o, onlar aleyhine bir tanık olacaktır.
Şu anda halkın arasında dolaşan bu iki insan, şartlar ve durumlar oluştuğu bir zamanda çıkacaklar. Bu ALLAH’IN keremidir kullar için. Bir bağışlanma kapısı açılıyor.
Öyle bir zamandayız ki, Allah’ın her kulu için bir yol gösterici olarak indirdiği kitapları, insanoğlu kendi nefislerinin arzu ettiği ölçüde yorumlayıp, kendine rehber ediniyorlar. Kendisi kitap’a uyma yerine, kitabı kendine uyduruyor. Böyle bir zamanda gelecek bu şahıs (Mehdi) insanları düştükleri karanlık kuyunun içinde, aydınlığa çıkarıp, Allah neden insanı, cinleri, melekleri, diğer ruhanileri, canlıları ve bu iki alemi yaratmış! Sorusuna yanıt bulacaklar. Böylece Allah’a ortaklıkta bulundukları durum hakkında bilgi sahibi olacaklar.
--Kısaca; Ortaklık (eş tutmak) nedir; bu alemler içinde yaratılmış her varlığın bir yaratıcı tarafında yaratılmadığına inanmamak. Onu yarattığı her şeyi (bu bir kısım olsa, zerre miktarınca olsa dahi) inkar etmek.
Bu zamanın sahibi Mehdi as. yaratılışın ispatı ve delili olarak gelecek. Hz Peygamber tarafında 1400’lü yıllar başında çıkacağı bildirilen, 12 İmam Mehdi hangi ortamda ve Nasıl bir zaman da, nasıl çıkacağını, hadislerde detaylı bir biçimde açıklamış. Ve bütün fiziki özellikleriyle beraber, doğumunun gerçekleşeceği şehir, tebliğe başlayacağı yaşı ve şehri, hangi ülkede nasıl bir ortamda çıkacağı, hareket tarzı, konuşma şekli, davranışları, ve en belirgin özelliği, Kuran’da geçen Kehf-Ehli ile aynı (benzer) ortamı ve yanındaki kişilerin sayısını belirtmiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder