12 Eylül 2011 Pazartesi

12 İMAM MEHDİ AS'IN ÇIKIŞI, HZ YUSUF'UN ÇIKIŞINA BENZEYECEK




HADİS
İmam Sadık(as) şöyle buyurmaktadır:
Bu işin sahibinin (Hz Mehdi’nin), Yusuf as’a benzerliği bulunmaktadır. Çünkü Yusuf  as kardeşlerini tanımıştı, ancak kardeşleri onu gördükleri zaman, kendinin tanıtıncaya kadar onu tanımamışlardı. Halbuki o (Hz Mehdi as), onların çarşılarında gider gelir. Toplantılarında halıların üzerine ayak basar. Allah’ın izin ile kendini tanıttırıncaya kadar onlar onu  (Hz Mehdi as’ı) tanımayacaklar.(Mucem-ul Ehadisi İmam Mehdi Cilt:3)


Açıklama:...
Allah’ın yeryüzünde ki son halifesi olan Hz Mehdi bütün insanlar gibi, halk arasında dolaşacak. Ancak kendi varlığı hakkında hiç kimseye bir şey demez (Allah’ın halifesi olduğuna dair). 6’cı İmam Cafer’i Sadık’ın haberine göre bazı toplantılara (yaptığı iş itibariyle) katılacak bir kişi olandır, O(Mehdi). Bu toplantı salonları halı ile döşenmiş olacak. Ancak imtihan gereği kendi kimliğini (elçi) gizli tutar. O halk içinde çıkacak, yani üst düzey bugünün deyimiyle burjuva kesiminde olmayacak. Sıradan bir topluluk içinde çıkacak.

Allah Kuran’da elçilerin çarşılarda ve pazarlarda dolaştığını şu şekilde bildirmiş;

FURKAN 25/20  (Resûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Elçiler de insan gibi yiyip içen kişilerdir, onlar yalnız Allah’a güvenip ve bütün gücünü ondan alırlar. Yalnızca Allah’a boğun eğerler, kimsenin karşısında aciz kalmazlar. İçinde taşıdıkları sorumluluk gereği davranışlarıyla, yaptıkları bir uyum içinde olur. Bundan başka bir anlayış içinde olamazlar. Bir de Hz Mehdi as’ın, Hz Yusuf’a olan çok benzer yönü anlatılmış. Aslında Kuran’ın Hz Peygamberle alakadar olan çok yönü, Batın (gizli, işlerin içyüzü) olarak Hz Mehdi as’a bakar. Kuran’da geçen Peygamber kıssaları direk olarak Hz Mehdi’ye bakar.

Hadiste de   belirtildiği gibi İmam Cafer-i Sadık, Hz Mehdi ile Hz Yusuf arasındaki benzer olan bir durumu bildirmiş. Kuran, Hz Yusuf’un kardeşlerinde bahsederken, Hz Mehdi as’ın kardeşleri olduğunu anlatıyor. Birden fazla kardeşten bahsediyor. Ayrıca Hz Mehdi kendini kardeşlerinden gizleyecek, onlara kendi durumu hakkında bir bilgi vermeyecek. Kuran’da Hz Yusuf’un  kardeşleri, kıtlık döneminde Hz Yusuf’un yanına gelip yiyecek istemişlerdi. Yusuf as kardeşlerini tanıdığı halde kendini onlara tanıtmamıştı.

YUSUF 
12/58  Nihayet Yûsuf'un kardeşleri çıkageldiler; Yûsuf'un yanına girdiler, o onları tanıdı. Ama onlar onu tanıyamıyorlardı.
59 Onların yüklerini hazırlatıp bağlatınca şöyle konuştu: "Sizin, aynı babadan bir kardeşiniz var, onu bana getirin. Görüyorsunuz, ben ölçüyü titizlikle yerine getiriyorum. Ben, konukseverlerin de en hayırlısıyım."
60 "Eğer onu bana getirmezseniz, artık yanımda sizin için ölçülecek birşey yok, bir daha bana yaklaşmayın."
61  Dediler: "Onu babasından isteyip getirmeye çalışacağız, herhalde bunu yapacağız da."
62 Yûsuf muhafızlarına dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Bakarsın ailelerine döndüklerinde onu fark eder de tekrar gelirler."
63  Babalarına döndüklerinde dediler ki: "Ey babamız! Ölçü bizden yasaklandı. Şimdi kardeşimizi bizimle gönder ki, ölçüp alabilelim. Biz onu gerçekten iyi koruyacağız."
64  Dedi: " Daha önce kardeşi için güvendiğim gibi yine güveneyim size, değil mi? Hâfız,koruyucu olarak Allah'tır en hayırlı olan. Merhamet edenlerin en merhametlisi de O'dur."
65  Yüklerini açtıklarında sermayelerini buldular; onlara geri verilmişti. "Ey babamız, dediler, daha ne istiyoruz! İşte sermayemiz, bize geri verilmiş. Ailemize yeniden yiyecek alırız. Kardeşimizi koruruz. Bir deve yükü zahire de ilave ederiz. Zaten şu aldığımız az bir miktardır."
66 Yakub dedi: "Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: "Şu söylediğinize Allah Vekîl'dir."
67  Yakub şunu da söyledi: "Oğullarım, birtek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben, Allah'ın takdir ettiği birşeyi sizden savamam, hüküm yalnız Allah'ındır. Yalnız O'na dayandım ben, yalnız O'na güvenip dayansın tevekkül sahipleri."
68  Babalarının emrettiği yerlerden kente girdiklerinde, bu onlardan Allah'ın herhangi bir takdirini uzak tutmamıştı; sadece Yakub'un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Yakub, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.
69  Kardeşler Yûsuf'un yanına girdiklerinde, Yûsuf öz kardeşini yanına çekip dedi: "Şu bir gerçek ki, ben senin kardeşinim. Onların yapıp ettiklerine üzülme."
70  Yûsuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içinde koydu. Sonra bir ünleyici şöyle haykırdı: "Ey kafile, siz herhalde hırsızlık ettiniz!"
71  Onlara dönüp şöyle dediler: "Ne kaybettiniz?"
72  Dediler: "Kralın su tasını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Kefili benim."
73  Kardeşler dediler: "Vallahi, siz de iyi biliyorsunuz ki, biz bu toprağa bozgunculuk yapmak için gelmedik, hırsız da değiliz biz."
74  Sordular: "Eğer yalan söylüyorsanız, hırsızlığı yapanın cezası nedir?"
75  Kardeşler dedi: "Cezası şu: Çalınan mal kimin yükünde çıkarsa yükün sahibi çalınan mala karşılık olacaktır. Biz zalimleri böyle cezalandırıyoruz."
76  Bunun üzerine Yûsuf öz kardeşinin heybesinden önce, öteki kardeşlerin heybelerini aramaya başladı. Nihayet su kabını, öz kardeşinin heybesinden çıkardı. Yûsuf'a böyle bir tuzak öğretmiştik. Yoksa Yûsuf, Allah'ın dilemesi dışında, kralın dinine göre öz kardeşini alamazdı. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz biz. Her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.
77  Kardeşler dediler ki: "Bu çaldı ya, bundan önce de onun kardeşi çalmıştı." Yûsuf bunu içinde sakladı, onlara açıklamadı. Şöyle diyordu: "Kötü bir konumdasınız. O sizin dilinize doladığınız şeyi Allah daha iyi biliyor."
78  Kardeşler dediler ki: "Ey vezir! Bunun ihtiyar bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilikseverlerden olduğuna inanıyoruz."
79  "Ne, dedi Yûsuf, Allah korusun. Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız. Öyle birşey yaparsak zalimlerden oluruz."
80  Yûsuf'tan ümidi kesince bir kenara çekilip tartışmaya başladılar. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına garanti aldığını, daha önce Yûsuf'a yaptığınız haksızlığı bilmez misiniz? Babam bana izin verinceye, yahut da Allah hakkımda hükmedinceye kadar bu ülkeden ayrılmayacağım. Yargıçların en hayırlısıdır O."
81  Babanıza dönüp şöyle deyin: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti. Biz sadece bildiğimize tanıklık ettik. Biz gaybı bilenler değiliz."
82  "İçinde bulunduğumuz kente, beraberinde döndüğümüz kervana sor. Biz gerçeğin ta kendisini söylüyoruz."
83  Yakub dedi ki: "Hayır, öyle değil, nefisleriniz sizi yine bir işe itmiş. Bana düşen yine güzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü Alîm olan O, Hakîm olan O'dur."
84  Ve yüzünü onlardan öteye döndürdü de şöyle inledi: "Ey Yûsuf'a duyduğum gam, neredesin!" Ve kederden gözlerine ak düştü. Durmadan yutkunuyordu.
85  Dediler ki: "Hâlâ Yûsuf'u anıp duruyorsun. Sonunda ya kederinden eriyeceksin yahut da helâk olup gideceksin."
86  Dedi ki: "Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah'a arz ederim. Ve Allah'ın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim."
87  "Ey oğullarım! Gidin, artık Yûsuf'u ve kardeşini bulmak için dikkat kesilin. Allah'ın rahmetinden de ümit kesmeyin; çünkü, Allah'ın rahmetinde de, küfre sapanlar topluluğundan başkası ümit kesmez."
88  Tekrar Yûsuf'un yanına girdiklerinde şöyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Önemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."
89  Dedi: "O cahil zamanınızda Yûsuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyorsunuz, değil mi?"


Hz Yusuf zamanında yaşadığı ülkede bir kıtlık olmuştu. Bu durum şu şekilde ifade edilmiş;

YUSUF 12/43  Kral dedi ki: "Düşümde yedi semiz inek görüyorum. Bunları yedi cılız inek yiyor. Ayrıca yedi yeşil başak, yedi de kuru başak görüyorum. Ey bendelerim! Eğer rüya tabir ediyorsanız, bu rüyam hakkında bana bir fetva verin."

Bu kıtlığı haber veren kralın rüyasını, Hz Yusuf yorumlamıştı. Bu rüya yorumu sayesinde Hz Yusuf ülkenin hazinelerinin başına geçti,

12/55  Yûsuf dedi ki: "Beni ülke hazinelerine bakan yap. Ben iyi bir koruyucuyum; bilgiliyim."
12/56  İşte böylece biz Yûsuf'a yeryüzünde imkân ve mevki verdik. Ülkede, istediği yerde konaklayabiliyordu. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi ulaştırırız; güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmeyiz.

Ülkenin başına geçen Yusuf as hazineleri kontrollü bir şekilde dağıtıp, bu kıtlıkla beraber istediği yerde konaklamış.

Şimdi bu neye bakar, Ahir Zaman için; şu zaman da İnşallah (Allah’ın izniyle, ve dilemesiyle) olacak olan bir kıtlık, Hz Mehdi’nin çıkışını haber verecek, bu kıtlık bütün ülkeleri saracak şekilde geniş olacak. Ancak Hz Mehdi as’ın olduğu ülke bunun önlemini alacağı için, bundan fazla etkilenmeyecek. Kuran’da  Yusuf kısası direk olarak Hz Mehdi as dan bahsediyor. Ancak işler ve fiiller batın olduğu için herkesin anlaması çok ihtimaller dahilinde düşüktür.

Yusuf as’ın kardeşleri Hz Yusuf için şunu konuştular; bu aynı zaman da, 12 İmam Mehdi as’ın kardeşlerinin İmam Mehdi’ye diyecekleri sözlerdir.

YUSUF 12/90  Dediler ki: "Sen, yoksa sen Yûsuf musun?" "Evet, dedi, ben Yûsuf'um. İşte şu da kardeşim. Allah bize lütufta bulundu. Kim Allah'tan korkar, sabrederse Allah güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez."
12/91  Dediler: "Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı/seni bize tercih etti. Doğrusu biz de büyük suç işlemiştik."
12/92  Yûsuf dedi: "Bugün azarlanmayacaksınız. Allah sizi affeder. O, rahmet edenlerin en merhametlisidir."

Bir Kıtlık yılından sonra, çıkacak Hz Mehdi, inşallah kardeşleri için Allah’tan bağışlanma dileyecek, çünkü; Yusuf as kardeşleri için bağışlama dilemişti ve bundan sonra ülkenin hazineleri ona teslim edilmişti. O (Mehdi), bu hazineleri gerçek sahiplerine adil bir şekilde dağıtacak, Rabbim rahmet ve bereketin ümmeti Muhammed as’ın üzerine olsun, onları şaşkınlıktan sonra kurtuluşa vesile yapacağın elçin Muhammed Efendimizin varisçisi kıldığın, 12 imam’ımızı bize yardımcı kıl. Düşmanlıkları kalplerden arındıracak Rahmet senin bize vereceğin kapıda. Onun yakın olması için senden diliyoruz. Bizi habibin İbrahim AS’ın  duasıyla kurtuluşa eriştirmek için, Allah’ım senin rahmet hazinelerin olan güzellikleri kalbimize ver. Nurlandır bizi, kalpler kurtuluştan sonra izninle, imansızlığa yeğlenmezsin. Biz rabbimizden dileyip istedik, O bize  her an, her yerde  bize Rahmet’in eserlerini gösterdi, O Rahmetlere şükür etmemizi nasip eyle. Bütün hamd  ve övgüler sanadır, Rabbim.



HADİS
Muhammed Bakır Aleyhisselam buyurdu ki:  ''Bu işin sahibinde (Mehdi'de) Yusuf'a bir benzerlik vardır.''(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.189)


Açıklama:...
Bu işin sahibi  Kader de Mehdi As'dır. Yusuf As'a benzer olan durum ise, ilim olarak ortak aynı ilme tabi olmalarıdır. Mehdi As'ın yaşayacağı hayat ile Yusuf As benzer olmasının en belirgini, hapis, evinden (ailesinde) uzak kalması gibi bu iki etkenin öne çıkması ve bir çok Allah dostu tarafından Peygamberimizden Rivayet edilmesidir. 


HADİS
''Ebu Basir der ki; İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum:
''Bu gaybetin (Mehdi'nin) sahibinde dört Peygamberin sünneti vardır; dedim ki, Hz Yusuf'un sünneti nedir ?'' Buyurdu ki, zindan ve gaybet. (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 190)

Sonra Hz Mehdi Aleyhisselam Hz Yusuf'a benzemekte ve onun halkı gördüğünü, ama halkın onu göremediğini ve Hz Ali'nin de buyurduğu gibi, gökten nida (ses gelinceye) olunana dek onun görülmeyeceği kesindir. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani Gaybet-i Numani s.167)


Açıklama:...
Mehdi'de bulunan özelikler; velayetin nuru itibariyle, Yusuf as'dan Peygamberler vasıtasıyla Peygamber Efendimize, ondan da Hz Ali'ye geçer. Sırasıyla 11 ''imam'dan geçtikten sonra velayet Mehdi as'dan kendini nurlandırır.

Kalıtsal olarak, velayet 11'ci imam Hasan El Askeri'den sonra gizlilik içine girer. Açığa çıkması Ahir Zamanda olur. Bu Yusuf as'ın özelliklerine sahip, Nurlu bir şahıs olan 12'ci İmam Mehdi'de açığa çıkar. Ancak gözle görülecek bir vasıta değildir, bu imanın kuvvetli ve bilinmeyen bir ilim ile açığa çıkar. Bunu da herkesin anlaması ve akıl erdirmesi lazım değildir. İmtihan gizli olduğu için, nur kendini gizlemek zorunda, açığa çıkması imtihan olunan kişinin kendi akıbetinden haberdar olmasına sebep olur, bu durum şuna benzer.

Kişi inanmak için Mucize ister. Açıkta kişiye gösterilen mucizeye iman kuvvetleşir. Halbuki şu durum imtihanın sırrına Mukabildir. Bir kişi Ehliyet almak için daha sınava girmeden sınav sorularında haberdar olmuş olsa ve cevaplanacak soruların yanıtını önceden hazırlardı. Sınav zamanında kolaylıkla o sorulara yanıt verirdi. Böylece imtihanı eksiksizce kazanırdı.

Halbu ki, bu zamanda (her bir yerde) böyle bir şeye müsade edilmiyor. Kişi girecek soruları ancak yazılı metinde öğreniyor. Buna göre kabiliyet ve yetenekle birleşen bilgi orada kendini açığa çıkartıyor. Ve orada yazılı metne verdiği cevap anahtarı onun imtihan sonucunu belirtiyor. Kazanıp yada kaybetiği sonucu imtihana girdikten sonra gelen yazılı cevap anahtarında öğreniyor. Yanlış  veya doğrularını hayattayken öğreniyor. Ancak bilmediği şey neydi, sorusuna yanıt ise kati olarak şu idi. Asla sınav sorularının ne olacağından haberdar olmadığıdır.

Hz Yusuf'un sünneti nedir;

Hz Yusuf küçük yaşta kardeşleri tarfında kuyuya atıldı. Kuyuya atıldığı zaman, Allah Yusuf as'a Velayetin ağır yükünü verdi.

Yusuf 12/15 Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin."

Mehdi as, Hz Yusuf as benzer bir durum yaşayacak, bu hayat için olağan şartlar altında gerçekleşecek bir durumdur. Açıkta görülecek bir durum değildir. Mehdi as bu durumu yaşarken farkında olmayacak. Ancak zamanla akıl yoluyla olayların zahiri nedeninde doğan sonuçlarına bakıp, yol gösterciye ulaşacak. Bu gizli ilme dair  bir bilgidir. Yalnız Mehdi as bu ilimden haberdar olacak.

Halkın gözünde kaybolacak 12'ci imam Mehdi, yaşadığı ortamı (çalıştığı) terk edip uzaklaşacak. Belirli bir süre halkın içine çıkmayacak. Yusuf as kardeşleri tarfında kuyuya atılınca, ailesinden ve yaşdığı çevreden uzaklaştı. Yabancı kimseler tarafında himaye altına alındı. Buna benzer bir durum ile karşılaşacak olan Hz Mehdi, ailesinde uzak bir yerde yaşayacak. Bu durum Kuranda Musa As'a atıfta bulunurken, Hz Mehdinin yaşayacağı yeri belirtiyor.

Kehf 18/60 Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım."

Onun (Mehdi'nin) yapacakları şeyler Kuran'da kullardan bir kul olarak geçen, yalnız halk arasında ismi Hızır olarak bilinen, Hızır As'a benzer. Musa As, Hızır As'a tabi olurken şunu vaat etmişti;

Kehf 18/66 Mûsa ona dedi ki: "Sana öğretilenden bana da bir olgunluk/bir bilgi öğretmen şartıyla sana tâbi olayım mı?"
Kehf 18/67 Dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe dayanamazsın."
Kehf 18/68 "Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın?"
Kehf 18/69 Mûsa dedi ki: "Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın; hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."

''Musa As, Hızır As'a söz verince buna karşılık Hızır As Musa As' a şunu dedi''!

Kehf 18/70 Dedi: "Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"

Gizli kalan Mehdi As, halkın içinde yaşar. Yalnız yapacağı şeyler, (işler, konuşmalar, davranışlar) halk arasında zahirde (açık, belirgin, görünen) yanlış görülebilir. Ancak, batınında (işlerin içyüzünde) Allah'a teslim olmuş bir kul tarafında sergilenen davranışlar olacağı için halka ters gelir. Halk onu anlamakta güçlük çekebilir ve bundan dolayı ona (Mehdi'ye) karşı çıkarlar. Ancak Mehdi As kendi durumunda haberdar olup, yüklendiği vazifeyi terk etmeyecek. Tebliğ vazifesini gizli yapacak olan, Mehdi As Allah'dan gelen ilham üzerine ancak açığa çıkar. Belirgin olarak görülmesi  ilk başlangıçta mümkün olmayacağı için, ancak ilmin derinliğine bağlı olarak imanın nuru ile bilinip ve tanındıktan sonra halkın ümitsiz olduğu bir zamanda ve şartların yerine gelmesinde sonra halk tarfında ortaya çıkartılır. Bu ses bügün televizyon, internet ve radyo aracılığı ile duyurulur.



10 Eylül 2011 Cumartesi

mehdi as şirki kaldıracak


HADİS
Hz. Mehdi (as) benim evlatlarımdandır...Yeraltındaki hazineleri çıkaracak ve şirk beldelerini fethedecektir."(Beklenen Mehdi'nin Alametleri, Ahmet İbn-i Hacer-i Mekki (Heytemi), sf. 25)
 
Açıklama:...Peygamber Efendimizin yaşadığı  dönemde insanlar putlara tapıyorlardı. O dönemin insanları bu putları kendileri için bir yaratıca (ilah) yapmışlardı.  Onların önünde secde’ye kapanıyorlardı. Adeta kendilerine bir rehber yapmışlardı bu putları, onlardan gelecek için, bir yakarış, bir yol-yorgan beklentisi içindelerdi.
 
Şimdi şu puta senin şeklinin ve şemalinin (işleyiş şekli bedenin) varlığını sana haber veren nedir? Desek; o bize cevap veremez, ya da o bize sesini duyuramaz veya görmemiz için bir yön tayin edemez.  Bu halde olan bir putu kendine ilah edinmek ne kadar akıl karıdır.
 
Peki şunun ötesinde olan birisini düşünelim, bu bizi duyan (işiten) biri olsun. Sabah kalktık iş yerimize gitmek için, evdeyken, yolda giderken, ve durduğum yerde; kemdi içimde konuştum ve dedim ki bugün geç kaldım, araba da geç gelirse şimdi ne yaparım?
 
Dedim ve beklemeye başladım, bir süre sonra araba geldi ve ben işime gittim. Bu iş hem kolay oldu ve hem de belli bir zaman diliminde gerçekleşti. Yahu dedim ki kendime, ben içimde kiminle konuştum da bu konuşmamı birisi mi duydu (işitti), böyle sanki daha önceden bir sonuç varmış gibi bu araba geliverdi.  Gören birimi var beni, şu kolaylıkla gittim işime.
 
Bu bir örneklemeydi, burada ne demek istiyoruz. Birincisi; birisiyle konuşurken, karşıdaki insanın sana cevap vermesi için, seni duyması lazım gerekir. Put ya da bir ağaç insanı duyar mı, onun yoksa kulaklarında zarı varda biz mi göremiyoruz. Eh şimdilik bunu dedik,; ancak onu yapan bir el var, onu yapan da sonuçta bir insan, onun yapılışını biliyor, buna kulak zarı takmadığını da biliyor.! Peki neden böyle işitemeyen birinde yardım istiyor. Halbuki onu kendisi yapmıştı. Kendi gözleriyle de   görerek bunu yaptı. Yoksa kör müydü; hayır kör değildi, o onun sanatıydı, onu ustalıkla işledi sonra bir eser yarattı. Yalnız bu eser ona cevap vermeyen bir eserdi. Ne kendisi için bir yarar sağlar, nede ustası için.
 
Kişinin her konuşmasını işiten biri olmalı ki, insanın her isteği yerine geliyor. Bu işitenin aynı zamanda, bizi görmesi lazım ki, bize cevap verebilsin. Deli veya duyamayan birinde bir talepte bulunsan (kendi lisanında), ne düşünür bilir misin? Bilemezsin; çünkü onun ne karşılık vereceğini bilmiyorsun. Olay bir mutlak son ile bitecek, bu son nereye varacak bilir misin! Onu da bilmezsin. Eh işin bir sonu olacak; bir usta, bir sanat yaptığında bir nakış ile bunu düzenler. Bu nakış o kadar ince bir sanat ve ustalık ister ki, her şey yerli yerinde bir birini  tamamlasın. Peki sen deliyle nasıl bir sanat işleyip bilemediğin bir son ile karşılaşacaksın, bunu bilir misin?  Ya  dersin; bilmez misin, o deliyi, o sağırı yaratan ona göre bir sanat icat etmiş, ve onu da  sana öğretmiş. Bak bir yanılgı payı çıkara bilir misin?
 
Yer altı hazineleri insanların olayların dış yüzüne bakıp aldandığı zahir’i (açık, belirgin, görünen) olarak yaratılmış yönüdür. Mehdi as yer altı hazinelerini  çıkaracak, bir deyim olmak şartıyla, işlerin batın’ına (içyüzüne) bakar. Bu dünya, evren ve içindekiler var edilmiş ve usta bir sanatla şenlendirilmiş olup, bir düzen ve ölçü ile dengelenip işleniliyor. Bu sanat nasıl icat edilmiş sorusuna bir cevap olacak zamanın iki sahibi Mehdi as ve veziri olarak, 2011 yıl evvel göğe kaldırılan Meryem oğlu isa as. Allah tarafında arz alemine indirilecek.
 
NİSA 4/157 "Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.
 
158 Tam aksine, Allah onu kendisine yükseltti. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
 
159  Ehlikitap'tan her biri ölümünden önce ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet günü de o, onlar aleyhine bir tanık olacaktır.
 
Şu anda halkın arasında dolaşan  bu iki insan, şartlar ve durumlar oluştuğu bir zamanda çıkacaklar. Bu ALLAH’IN keremidir kullar için. Bir bağışlanma kapısı açılıyor.
 
Öyle bir zamandayız ki, Allah’ın her kulu için bir yol gösterici olarak indirdiği kitapları, insanoğlu kendi nefislerinin arzu ettiği ölçüde yorumlayıp, kendine rehber  ediniyorlar. Kendisi kitap’a uyma yerine, kitabı kendine uyduruyor. Böyle bir zamanda gelecek bu şahıs (Mehdi) insanları düştükleri karanlık kuyunun içinde, aydınlığa çıkarıp, Allah neden insanı, cinleri, melekleri, diğer ruhanileri, canlıları ve bu iki alemi yaratmış! Sorusuna yanıt bulacaklar. Böylece Allah’a ortaklıkta bulundukları durum hakkında bilgi sahibi olacaklar.
 
--Kısaca; Ortaklık (eş tutmak) nedir; bu alemler içinde yaratılmış her varlığın bir yaratıcı tarafında yaratılmadığına inanmamak. Onu yarattığı her şeyi (bu bir kısım olsa, zerre miktarınca olsa dahi) inkar etmek.
 
Bu zamanın sahibi Mehdi as. yaratılışın ispatı ve delili olarak gelecek. Hz Peygamber tarafında 1400’lü yıllar başında çıkacağı bildirilen, 12 İmam Mehdi hangi ortamda ve Nasıl bir zaman da, nasıl çıkacağını, hadislerde detaylı bir biçimde açıklamış. Ve bütün fiziki özellikleriyle beraber, doğumunun gerçekleşeceği şehir, tebliğe başlayacağı yaşı ve şehri, hangi ülkede nasıl bir ortamda çıkacağı, hareket tarzı, konuşma şekli, davranışları, ve en belirgin özelliği, Kuran’da geçen Kehf-Ehli ile aynı (benzer) ortamı ve yanındaki kişilerin sayısını belirtmiş.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Mehdi as'ın Çıkışına İnanmayacaklar


HADİS
Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin) çıkışını bir heves, bir söylenti sanacaklar. Oysa o (Hz. Mehdi (a.s.)) bir gerçek olacak.(Bihar ül Envar, 13. Cilt, sayfa: 909)


Açıklama:...Mehdi as'ın çıkışını haber veren hadisler sebebiyle, Ahir Zaman’da çıkacak olan; o şahsın(Mehdi'nin), ortaya çıkacağına inanmayacak birçok kesim olacak. Onun çıkışına ortam hazırlayacak bir guruptan başka az bir kesim onun çıkışına, geleceğine inanacak.  Bu gurubu peygamber efendimiz şöyle dillendiriyor.

Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Hz Mehdi (as)'a zemin hazırlayacaklar. Hz Mehdi (as) onlar arasında hükümdar olacaktır. (İbni Mace, Kitab-ül Fiten: 35 (4088

...Ve köşe bucakta benim oğluma (Hz. Mehdi (as)'a) yardım edecek dağınık olan Türk bayrakları zuhur edecek. (Gaybeti numani, s. 323)

Mehdi as’ın çıkışını haber veren hadisler de, onun doğu tarafından  çıkacağını  bildiriyor. Ancak onun çıkışını müjdelemek üzere, Allah ona bir gurubu vezir kılıyor. Bir takım insanlar da onun çıkışına inanmayıp, onu yalanlayacaklar. Bu Kuran’da şöyle anlatılmakta;

HUD 11/12 Belki de sen; onlar, "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!" diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir.

Oysaki onun çıkışına tanık olduklarında, Allah’a teslim olmaktan başka bir kurtuluşları olmayacak. Allah ne zaman bir elçi göndermiş ise, elçi gönderildiği kavim tarafında hep yalanlanmış.  O Hak üzere gelen elçiye inanmayıp, buna (ona inanmaları için) karşılık mucize istemişler. Allah vekil olarak gönderdiği kula mucizevi olayları gösterdiğinde, bu sefer onu sihir, ve büyü yapmakla suçlamışlar.

ZARİYAT 51/52 İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."

BÖYLE BİR ORTAMDA GELECEK OLAN HZ MEHDİ İLK GELDİĞİ VAKİT, AÇIK OLARAK HALK TARAFINDAN  YALANLANACAK, ANCAK DAHA SONRA TOPLULUKLAR ONUN GERÇEK (HAK ÜZERE GELEN MEHDİ AS) OLDUĞUNU GÖRDÜKLERİNDE, ONA İNANMAKTAN BAŞKA BİR ÇARELERİ KALMAYACAK. ÇÜNKÜ ONUN GELİŞİ KIYAMET ALAMATİDİR. O GELMEDEN KIYAMET KOPMAYACAK. ALLAH ONU VESİLE KILARAK KIYAMETTİN VAKTİNİ UZATARAK, KULLARA BÜYÜK BİR BAĞIŞLAMA VERMİŞ. BU ONUN (MEHDİ) AS’MIN DUASI OLUP. BU KURTULUŞ KIYAMETTİN KOPMASINDAN ÖNCE OLACAK. BU KURTULUŞA EREN İNSANLAR KIYAMET’TİN KOPUŞUNA TANIK OLMAYACAKLAR.


1 Eylül 2011 Perşembe

MEHDİ (A.S) DÖNEMİNDE DİN ALİMLERİ


HADİS
İlim, alimlerin kaldırılması ile ortadan kalkar. Ortalıkta Alim kalmaz. Nihayet insanlar cahilleri rehber ve önder edinirler; meselelerini onlara sorarlar. Onlar ilme dayanmadan halka fetva verir; hem kendisi sapar ve hem halkı sapıtır. Buhari, nr. 100, 7307; Müslim, İlim 13 (nr. 2673); Tırmizi, İlim 5 (nr. 2652); Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, nr. 5907; İbn Mace, Mukaddime 8 (nr. 52); Ahmed, el-Müsned, 2/162, 190; Darimi, es-Sünen, Mukaddime 26; İbn Hibban, es-Sahih, nr. 4571, 6719, 6723. Hadis-i şerif Abdullah b. Ömer’den (r.anhüma) rivayet edilmiştir.(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294)

Açıklama:...
Ahir Zaman’da Din adına ilme bürünen, din adamlarının alacağı hal ve tutumu Hz Peygamber Efendimiz 1432 yıl evvel haber vermekte. Peki,  Peygamber efendimiz böyle bir durumu nasıl haber veriyor?

Böyle bir durum ancak kendisine gösterilmesiyle anlatılacak bir neticedir. Bu hal Cenab-ı Allah tarafında, sanki canlı bir televizyon programını seyreder gibi açık ve neticesi belli bir durumda gösterilmiş. Peygamber Efendimiz  de, asil, güzel ve özlü  bir anlatımla din alimlerinin Ahir Zaman da teşkil ettikleri durum ve konumu hakkında bilgi vermiş. Bu durum, Halık (Yoktan yaratan. Yaratıcı. Allah (C.C.)) olan tarafından, Peygamber Efendimize Rüya ile gösterilen bir neticedir.

Bu zamanda kişi kendi menfaati doğrultusunda,  Allah’ın kitabı olan Kuran’ın Ayet’lerini, çıkarı ve arzusu doğrultusunda yorumluyor. Üstelik Kuran’da olmayan şeyleri Allah’ın kitabında varmış gibi göstererek, bu zamanın cahillerine anlatıyor. Onlar ise hallerinde memnun olmalıdırlar ki araştırıp soruşturmuyorlar. Çünkü onlar ne yapmak ve ne yaşamak istiyorlarsa, ancak bu şekilde ona ulaşıyorlar. Bu onların işine gelen bir durumdur.  

Ancak peygamberimiz bu durumu anlatırken, halkı sapıtanların din namına hareket eden sapık ilme dayalı fetva veren yobaz ve işlevi şeytana yandaş bir tutum sergilemekte olan zındıkçıların bu işi yapacağını haber veriyor. Bunlar trenin raydan çıkıp istikametini kaybetmesi ve devrilmesi gibi,   dinden çıkmış olacaklar. Din namına hiçbir şey kursaklarında olmayacak. Yapacakları  sadece bu dünyalık işler doğrultusunda alacakları menfaattir (işin kazancı, para, sermaye). Elde edecek bir kar üzerine hareket ederler. Bu onların bağrında barındırdığı ve halktan gizledikleri nefsin arzu ve istekleridir.

Biliyoruz ki, bu zamanda herkes çıkarı doğrultusunda hareket ediyor. Kim bir lokma fazla kaparımın peşinde. Halkı bu şekilde uyutup şırıngayla uyuşturuyorlar. Halbuki kıyamet günü bu onların perişan bir durumda kendilerini Allah’ın huzurunda peşin olarak dünyada aldıkları ücret karşısında, geride ahiret için ellerinde ve avuçlarında bir şeyin kalmadığıdır. Bu ancak ateş ehline yakışan bir durumdur. Böyle bir tavır sergileyen halkın aşırı uçkunları, şeytanının  içinde bulunduğu duruma kendilerini de atmış olurlar.

İSRA 17/18 Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak.

Demek bu dünya malını isteyen, buna karşılık kendi ahiret hayatınıda satmış olacak. Hem de az bir ÜCRET KARŞILIĞINDA, yıllarca çalıştığı, ürettiği ve emek sarf ettiği kendi değerleri az bir bedel karşılığında peşin olarak bu dünyaya bırakılıyor. Yani kul bu dünya hayatını arzulayıp istiyor. Buna karşılık ölümden sonra ki dirilişe inanmıyor. Eğer buna inanmış biri olsaydın yaptıklarını az bir ücret karşılığında hasat zamanında satmazdın. Onu Rızık olarak veren Allah' a Hamd edip, öteki yıla hasatlık için bir kımını bırakırdın. Ama öteki seneyi düşünmeyip, hepsini yedin. Ey karınca sen tarlanın hasılatını yarın için mi toplarsın ?



HADİS
Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettiği (istediği) zaman; bid'at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan şeyleri, dinin emri olduğunu zanneden bazı insanlar) hayretle şöyle diyecektir: BU KİMSE (YANİ MEHDİ) DİNİMİZİ KALDIRMAK VE ŞERİATIMIZI İZALE (MAHVETMEK) İSTİYOR. (Mektubat-i Rabbani, 1/535)

HADİS
Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) döneminde din tamamen rey'den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. VERECEĞİ BİRÇOK HÜKÜMLERDE ULEMANIN MEZHEPLERİNE MUHALEFET EDECEKTİR. BUNDAN DOLAYI ONDAN UZAK DURACAKLARDIR. Zira zanlarına göre, gerçekten Allah imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını kabulleneceklerdir... (Muhyiddin Arabi, "Futuhat-El Mekkiye", 66. bab, c. 3, s. 327- 328)

HADİS
... Mehdi, dini Peygamberin (sav) zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak. ONUN DÜŞMANLARI İÇTİHAD ALİMLERİNİN TAKLİD EDENLERİ OLACAK. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan HOŞLANMAYACAKLAR, FAKAT KARŞI DA GELEMEYECEKLER... Onun kılıncı (ilmi, manevi gücü) kardaşlarıdır. Kılıcından (ilminden) korktukları için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler.

HADİS
ONUN AÇIK DÜŞMANLARI FUKAHA (FIKIH ALİMLERİ) OLACAK. ÇÜNKÜ HALK ARASINDA BİR İMTİYAZLARI KALMAYACAK. HATTA AHKAM HUSUSUNDA İLİMLERİ DE AZALACAK. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.. ŞAYET ELİNDE KILINÇ (İLİM) OLMASAYDI FAKİHLER ONUN ÖLÜMÜNE FETVA VERİRLERDİ. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek (temizleyecek), onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hatta ahkam (hükümler) hususunda ilimleri de azalacak. Mehdi’nin gelişiyle alimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. KALBEN ONDAN NEFRET EDECEKLER. FAKAT BUNA RAĞMEN İSTER İSTEMEZ HÜKMÜNÜ KABUL EDECEKLER.

(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci,Kıyamet Alametleri, 186-187)

HADİS
... Mehdi, dini Peygamberin (sav) zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak. ONUN DÜŞMANLARI İÇTİHAD ALİMLERİNİN TAKLİD EDENLERİ OLACAK. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan HOŞLANMAYACAKLAR, FAKAT KARŞI DA GELEMEYECEKLER... Onun kılıncı (ilmi, manevi gücü) kardaşlarıdır. Kılıcından (ilminden) korktukları için ister istemez hakimiyetine boyun eğecekler.

HADİS
ONUN AÇIK DÜŞMANLARI FUKAHA (FIKIH ALİMLERİ) OLACAK. ÇÜNKÜ HALK ARASINDA BİR İMTİYAZLARI KALMAYACAK. HATTA AHKAM HUSUSUNDA İLİMLERİ DE AZALACAK. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek.. ŞAYET ELİNDE KILINÇ (İLİM) OLMASAYDI FAKİHLER ONUN ÖLÜMÜNE FETVA VERİRLERDİ. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek (temizleyecek), onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hatta ahkam (hükümler) hususunda ilimleri de azalacak. Mehdi’nin gelişiyle alimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. KALBEN ONDAN NEFRET EDECEKLER. FAKAT BUNA RAĞMEN İSTER İSTEMEZ HÜKMÜNÜ KABUL EDECEKLER.

(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci,Kıyamet Alametleri, 186-187)

HADİS
Allah-u Teala ilmi size ihsan buyurduktan sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lakin alimleri, ilimleri ile beraber cemiyet içinden alır, ruhlarını kabzeder. Artık kara cahil bir zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar, onlar da (ayet, hadis gözetmeden) kendi düşünce ve arzularına göre fetva verip, hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar. (Buhari Tecrid-i sarih: 2174)


Kıyamette bir din adamı Cehenneme atılır. Tanıdıkları ona, "Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu azaba düştün?" derler. O da, "İnsanlara, günahtır, yapmayın" der, kendim yapardım. "Yapın" dediklerimi de yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum" der. [Buhari]

HADİS
Resulullah (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir: Yakında akıllı bir insanı göremeyeceğiniz bir şekilde, insanların akıllarının kendisi hakkında şaşırıp kalacakları, kör ve sağır bir fitne size yönelecektir. (O zaman) insanlar, hayvanlara benzeyecek şekilde akılları yok olacaktır. Nitekim insanlardan hiçbir kimse, o fitneden saklanabilecek bir sığınak bulamayacaktır. Hiçbir kimsenin "Niçin?" "Niye?" "Yeter artık!" gibi şeyler söylemeye gücü yetmeyecektir. Fitne, bir yerde bitmeden başka bir yerde başlayacaktır. Herkes kendisini bir şey üzerinde sanacak(yani herkes kendisini akıllı, imanlı ve doğru bilecek). Halbuki hiç bir şey üzerinde olmayacaktır... Soyumdan olan biri ortaya çıkıncaya kadar fitnenin girmediği hiçbir ev kalmayacaktır... (Et-Teşrif-i Bil Menun,Melahim ve Fiten Kitabı,Seyyid ibni Tavus Sayfa 68,70,72)

İmam Cafer-i Sadık(as) şöyle buyurdu:
HADİS
HADİS
Kaim'imiz kıyam ettiği zaman Peygamberin(s.a.a) cahiliyet cahillerinden görmediği şeyleri, (kendi zamanının) insanlarının cahillerinden görecektir.
Fuzeyl şöyle arz etti: Nasıl böyle olacaktır? Şöyle buyurdu:
Peygamber(s.a.a) geldiği zaman insanlar; taşlara ve yonttukları heykellere ibadet ediyorlardı. ANCAK KAİM'İMİZ KIYAM ETTİĞİ ZAMAN İNSANLAR,ALLAH'IN KİTABINI ONUN ALEYHİNE TEVİL VE TEFSİR EDECEKLER. O'NA KARŞI ALLAH'IN KİTABINDAN DELİL GETİRECEKLER.
Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:3 Sayfa:500 , Bihar Cilt 52 Sayfa:362)

... İŞTE O ANDA EMRi BİL MARUF VE NEHYÜ ANİL MÜNKER TERK EDİLECEK, ZİNA ÇOĞALACAK, ÇOK KAN DÖKÜLECEK, ALİMLER ZALİM KİMSELERLE SAMİMİ OLACAKLAR, DEVLET İDARECİLERİNİN KAPILARINA ÇOK GELİP GİDECEKLER.
HADİSHz.  Ali’den şöyle rivayet edilmiştir:
ALLAHPERESTLİK NEFSPERESTLİĞE ÇEVRİLDİKTEN SONRA HZ. MEHDİ (A.S.) GELECEK VE NEFSPERESTLİĞİ ALLAHPERESTLİĞE ÇEVİRECEK, KURAN, İNSANLARIN KENDİ GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİNE UYDURULDUKTAN SONRA HZ. MEHDİ (A.S.) GELİP GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİ KURAN’A UYDURACAK. ...Yeryüzü içinde sakladığı herşeyi onun için çıkaracak bütün imkanlarını ve bereketini onunu hizmetine sunacak. İŞTE O ZAMAN HZ. MEHDİ (A.S.) GERÇEK ADALETİN NASIL OLDUĞUNU, KİTAB VE SÜNNETİ İHYA ETMENİN NE DEMEK OLDUĞUNU SİZE GÖSTERECEKTİR.  (Nehv-ül Belağa, Feyz-ül İslam Baskısı, sf. 424,425)


HADİS
Fazl bin Yesar şöyle der, İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum; "Doğrusu Kaimimiz  (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde, Resulullah (sav)’ın cahiliye dönemindeki halktan gördüğü muamelelerden daha şiddetlisi ile karşılaşacaktır. Şöyle arzettim: "Bu nasıl olacak?"

Şöyle buyurdu: "Resulullah halka geldiğinde halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu. AMA KAİMİMİZ (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM ETTİĞİNDE (ZUHUR ETTİĞİNDE) HALK ALLAH’IN KİTABINI KENDİLERİNE GÖRE YORUMLAYARAK ONU DELİL OLARAK GÖSTERECEKLER." Sonra şöyle buyurdu: "Allah’a andolsun ki tıpkı sıcak ve soğuğun evlerine girdiği gibi, onun adaleti de onların evine girecektir.” (Gaybetu'l Numani, sf 350)

HADİS