24 Mart 2011 Perşembe

Hz Mehdi Nasıl Tanınır



HADİS
... Ebu'l Carud der ki:
İmam Muhammed Bakır aleyhisselam'a: "... İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) NE İLE TANINIR?" diye arzedince şöyle buyurdu:
"HİDAYET VE HEYBETİ İLE VE ALİ MUHAMMED'İN, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) FAZİLETLERİNİ İKRARI İLE."
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 284)

Açıklama:...İNSAN'ı hak olan gerçeğe yöneltmesi (Allah'ı bilme, tanıma), onun (Mehdi'nin) en büyük özelliğidir. Nitekim Peygamber Efendimiz Oğlu Mehdi'yi bir kuru ağaca benzeterek önceleri ne kendisine, ne de çevresine faydalı olmayan birisi iken, Allah'ın ona ilham vermesiyle, hem gerçeği görüyor, ve de Hakkın hak sahibi olan Allah'ın ona ilhamıyla, hem kendi vasfı hakkında bilgi sahibi oluyor, hem de çevresine faydalı hale geliyor. İnsana yönelmesiyle daha önce gösterişten başka bir yarar sağlamayan bir insan, onun(Mehdi'nin ona) yönelmesiyle hem doğruya yöneliyor, hem kendine, hemde çevresine faydalı oluyor.

İmam Mehdi'nin en önemli bir vasfı da gittiği yolda, kararlı, emin olup, bu yolda Allah'tan başka hiç kimseye bağlı kalmaması, konuştuğu zaman, konuştuğu şeyin arkasında durması, hareketleriyle, davranışlarıyla yaptıklarının birbiriyle uyuşması, savunduğu iman hakikatleriyle hiçbir çelişkiye ödünç vermeden, bağlı kaldığı davayı asil bir tarz ile savunup insanları düşündürmeye yönelterek ilahi tecceli olan Allah'ın rahmetine eriştirmeye vesile kılacak fiili hareketler sergileyip, davasında onurlu olarak galip çıkmasıdır. Hiçbir zaman üstlendiği Ehl-i Beyt davasında vazgeçmeyecek...!   

HADİS
Haris bin Muğayre-i Nasrı der ki: İmam Caferi Sadık aleyhisselam'a, "İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) NE İLE TANINIR?" diye arzedince şöyle buyurdu: HEYBET VE VAKAR İLE. BAŞKA NE İLE TANINIR? AYRICA HELAL VE HARAM İLE, HALKIN ONA OLAN İHTİYACI İLE VE ONUN HİÇKİMSEYE MUHTAÇ OLMAMASINDAN TANINIR... 
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 283)

VAKAR:  Ağırbaşlılık. Halim ve heybetli oluş. Nâmusu muhafazayı mucib haslet. Temkinlilik. Azamet ve izzet
HEYBET:Hürmetle beraber koruk hissini veren hal. Sakınıp korkulacak hal. Azamet. Duruş, Asalet;

Açıklama:...İmam Hz Mehdi  davayı Muhammed (a.s) 'in İslam yükünü yükleyip; en güzel bir biçimde, tıpkı 1430  yıl evvel bir peygamber (Allah elçisi) olarak gönderildiği topluluğa hem bir uyarıcı, hem bir yol gösterici, hem o günün koşullarında kız çocuklarını vahşi bir şekilde  öldüren, diri diri toprağa gömen, bir kız çocuk dünyaya geldiğinde onun karşısında boynu bükük kalan insanların, her şeyi sele kapılan ve geride hiçbir şeyi kalmamış gibi, yitirdikleri karşısında, aciz kalmış, bütün benliğiyle yenik düşmüş, kendisinin varlığından haberi olmayan bir insanın potresi altında kalmış cehalet topluluğunda;  Allah'ın emrettiği yolda;

 Zuhruf 43/17. Onlardan biri, Rahman'a benzer gösterdiği/Rahman'a isnat ettiği kız evlatla müjdelendiğinde, yüzü simsiyah kesilir de öfkeden yutkunur durur.  Tekvir 81/8. O diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğunda, 9. Hangi günah yüzünden öldürüldü diye!

işte kendilerine sorulduğu zaman, bu günahı neden işledin; o çaresiz cesede giydirilen vahşi nefsin tutkusu cevap veremeyeceğinden dolayı yüzü simsiyaha bürünür, kendisi bu sefer nefesiz kalır ki, hiçbir suçu günahı yokken katedilen çocukların yerine kendileri geçecekler; bu durumda hiçbir savunmaları kalmaz ve Tekvir 81/14 Her benlik, önceden ne hazırlamışsa bilmiş olacaktır.

Noktai istinad (Allah'a güvenip, dayanmak,sığınmak)olan Hz Mehdi'nin HEYBET VE VAKAR'lı  olması; işlerin içyüzünden haberdar olup, bundan dolayı helal ve haramların sınırlarını bilmesiyle, onun, Allah'tan başka hiç kimseye ihtiyaç duymadan hareket etmesiyle,  bu günün zor koşullarında, ızdırap içizde kıvranan toplulukların, kişilerin, ülkelerin onu aramaya yeltenmesi ile : ÇÜNKÜ bu Allah'ın fazlı olup, peygamber vasıtasıyla  hadiste belirttiği gibi;

HADİS
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir.
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 13)


Hz Muhammed'e (s.a.v) Peygamberlik geldiği ve tebliğ yapmaya başladığında, yaşadığı dönemde ki halk, kendi kız çocukları olduğunda ya diri diri toprağa gömüyorlardı, yada öldürüyorlardı. Bir peygamberin gelişine hem inanmadılar, hem mucize istediler. Mucize (Hz Peygamberin parmağıyla ayı işaret ederek ,ayın ikiye yarılması) kendileri tanıklık (görmek) ettikleri halde, inanmayıp Peygamber'imizden yüz çevirdiler. Bir Peygamberin getirmiş olduğu yenilikler, kız çocuklarını öldürmeme, Allah' inanma, putlara tapılmaması, malı adil bir şekilde paylaşma, haksız yere bir cana kıyılmaması, gibi buna benzer şeylerden dolayı ona karşı cephe almalarından dolayı, birde iftira mahiyetinde Peygamberimizi üzecek derecede ileri gidip, ebter (soyu kesik, soydan gelen erkek evladın olmaması)  demeleri üzerine Cenab-ı Allah Peygamberimizi şu Ayet'le müjdelendir di;....

Kevser 108/1:.. Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini. 2:... O halde, sen de Rabbin için namaz kıl/dua et ve göğsünü gererek dimdik dur/sağ elini sol elinin üzerine koyup kıyam et/namazı vakti girer girmez kıl/kavrayışını bilgi ile derinleştir/eti yenecek hayvan kes! 3:.. Kuşkun olmasın ki, ebter/soyu kesik, seni kötüleyenin ta kendisidir!

Cenab-ı Allah mürşiklerin  o çirkinliklerine karşı Peygamberimizi Fatıma Anamızla müjdelendirdi; Bilindiği gibi peygamberimiz kızı Fatıma'yı Allah'tan gelen ilham üzerine amcasının oğlu Ali Bin Talib ile evlendirdi. Yani bütün Peygamberlerin soyu oğuldan oğula geçerek devam ediyor. Peygamberimizin soyu Kızı Hz Fatma ve Hz Ali'den olan çocukları Hz Hasan ve Hz Hüseyin ile devam ediyor. Bilindiği gibi Kerbela faciasında Hz Hüseyin'in küçük oğlu hasta olduğu için, çatışma zamanında yatakta kadınlar tarafında korunmuş ve öldürülmesi önlenilmişti. Adeta kadınlar kendini Zeynel Abidin'e (4'cü imam) siper yapıp onun öldürülmesini engelleyip saklamışlardı.  Kız çocukları soyu devamlı kılmada erkeğe bağımlı kalıyordu. Bu yüzde Peygamberimizin yaşadığı dönemde birinin kız evladı olduğunda, buna karşılık erkek evlat yok ise, kız çocukları öldürüyorlardı.

Bu Kerbela vakasında sonra Peygamberimizin soyu  4'ci imam olan Zeynel Abidinle devam edip, sonra  5'ci imam Muhammed Bakır, 6'cı imam Cafer-i Sadık, 7'ci imam Musa-i Kazım, 8'ci imam Aliyül Rıza, 9'cu imam Muhammed Taki, 10'cu imam Aliyel Naki, 11'ci imam Hasan El Askeri ile devam edip, o dönemde imamlık vazifesi Hasan El Askeri'den sonra gizlilik üzerine bir Peygamber velayeti olarak devam etti. Bu velayet saklı kalma durumu Allah'ın fazlı olup, velayetin Ta Ahir Zamanda çıkacak 12'ci imam Mehdi (asıl adı gizli tutulmuş, mehdi kelimesi doğruya yönelmiş) ile sona ereceği ve bütün yeryüzünde İlk Peygamber Hz Adem'den bu yana son peygamber olan Hz Muhammed ile velayetin teslim edildiği imamlardan olan 12'ci imam mehdi ile velayet bitmiş olcak. Hz  Mehdi'nin çıkışı Kıametin kopma alametidir. ALLAH onun gelişini vesile kılarak, ona güç vererek yeryüzünü şeytanların kötü amellerinden temizleyip, insana büyük bir bağışlama (afetmek) bağışlayacak.


z le
HADİS
Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehl-i Beytimden birisi (Hz. Mehdi (as)) gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle dolduysa, o, onu adaletle dolduracaktır.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11)


DEMESİYLE;

insanlığın kurtuluş vesilesi olacağı  Hz Mehdi, bu durum karşısında, halk ona ihtiyaç duyacak bu kerem sahibi olan yaratıcının yegane kanunudur ki, Allah elçileri kendisine ulaşmada vesile kılıyor ki, bu sayede insanoğlunun rahata kavuşup ALLAH'I tanıyıp bilme konusunda bu dünyanın imtihanı ekber olduğunu anlasınlar:

Hz Mehdi'nin dayanak noktası olan ilahi sırların neticesi, onun Allah'tan başka hiçkimseye muhtaç olmamasına sebep olur ki, ilahi tecceli ile hareket etmesine dayanak olur. 
   

HZ MEHDİ İNSANLARA NASIL ULAŞACAK

HADİS
Kaim’imiz (Hz. Mehdi (a.s.).) kıyam ettiği zaman,Yüce Allah KAİM’imizle dostlarımız arasında dört fersahlık yol olsa bile oldukları yerden onlarla konuşabilecekleri, onu duyabilecekleri  ve onu görebilecekleri bir şekilde kulaklarına ve gözlerine sebep verecektir
(Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi Cilt:4 Sayfa:57 ve Bihar Cilt:52 Sayfa 336 ve Muntehab-ul Envaril Muzie Sayfa 352)

Açıklama:...Hz Mehdi ortaya çıktığı zaman teknolojik gelişmeler ışığında hareket ederek, bugünün koşullarında ortaya çıkan bilgisayar yolu ile internet üzerinde onlarla hem konuşacak, hem görebilecek bir sistem oluşturmuş olup, telefon gibi teknoloji dehası ile onların arasındaki kardeşlik, dostluk, ve akrabalık bağını güçlendirecek ve dünyanın en uzak bir köşesin olan kardeşini, dostunu, yanındaymış gibi onları irtibata geçirerek  hakkaniyeti ilahi'yenin mirasçılar kıldığı yeryüzünün varisçilerini böylece birbiriyle kaynaştırıp dünyanın o karanlık içine düşmüş halini onların eliyle hayatı ebediyeye feyz ve tezkir edip onları hatemi embiya olan peygamber varisçileri kılacak.

Çünkü; Ahir zaman (kıyamet kopmadan önceki bir asırlık zamandan biraz fazla önceki zaman dilimi)' da bilgisayar üzerindeki kamera bir göz görevi gördüğünde Hz Mehdi hem onları (yakın askerleri) görecek, hemde duyabilecek; ve sebebi ilahi rahmet vuku bulacak,









Hz Mehdi'nin bağlı olduğu soy


HADİS
Abdullah bin Zamre, İbn-i Mâti-i Himyeri (Kâ'b-ul Ahbar)'den nakleder ki şöyle dedi: "... Kıyam Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (a.s.), Ali'nın soyundandır (seyyittir). O bu yeryüzünü, yeryüzünden başka bir hale getirecektir. Rum ve Çin'in Hrıstiyanların'ın aleyhinde İsa bin Meryem ile delil getirecektir. Kâim (Hz. Mehdi (a.s.)), Ali'nin neslindendir.Hayırda, görünüşteve ahlakta en çok Hz İsa'ya benzeyen odur. Allah Peygamberlere verdiği (azameti) ona da verecektir. Ona faziletler ve ziynet verecektir. Şüphesiz Mehdi, Ali'nin evladıdır. Onun gaybeti, tıpkı Yusuf'un gaybeti (zindana atılması) gibidir ve onun dönüşü tıpkı İsa Bin Meryem'in dönüşü gibidir.(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 169)

HADİS
Hz. Ali'nin (r.a.) rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi gönderecek.) Sünen-i Ebu Davud, 5/92

HADİS
Hz. Ali (r.a.) den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: El-Mehdi , bizden Ehl-i Beyt'tendir.


HADİS
Said b. el Müseyyeb (r.a.) dan, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi, kızım Fatima'nın neslindendir. Sünen-i Ibn Mace, 10/348

HADİS
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir. Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 13

HADİS
İbnu Mes'ud: "Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur." Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232)

Resül Ekrem'in haberine göre Mehdi (a.s) bir şahıs olarak gelecek.Ve Ehl-i Beyt'en biri olacak. Bu zatın ismi mana karşılığı olarak, ALLAH'ın İsimlerinin bir tecellisi olması dahilinde yaratıcının RESÜL EKREM'in mana ismi ile hakkikat ehli, karşılığı Embiya 21/107:... Ve biz seni ancak âlemlere bir merhamet/bir sevgi olman dışında bir şey için göndermedik. Ehl-i beyt nebeviden bir şahıs olan Mehdi mana isminin tecellisi olan Merhamet ve şefkatin kullara bir bağışlama ile kaniatın yegane sahibinin Adalet Makamı  şerefine layık olmayı bilmek gerekiyor.


HADİS
Benim Ehl-i Beytimden  bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu's Sakıb, Ukayli)

Açıklama:... Hz Peygamber haber veriyor. Ümmeti için Hz Mehdi (a.s) gelmeden kıyamet kopmaycak, demek oluyor ki, burada Peygamber Efendimiz hem ümmetini, müjdeliyor, hemde uyarıyor. Benden sonra, kendi ümmetinin düşeceği durumu bildirip, ümmet Mehdinin çıkışına kadar her türlü, bela, felaket, savaş, katliamlar, doğal musibetler, işkencelere maruz kalıp, bu türlü türlü olağan sebepler sizi sarıp kuşatacak. Rahman olan sizi onun çıkışıyla rahata, barışa, aranızdaki  düşmanlıkları onun vesilesi ile kaldırıp, kardeşlik bağlarınızı güçlendirecek. CENAB-I ALLAH'ın KEREM isminin tecellisi olarak;
Bakara 2/214 Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah'ın yardımı çok yakındır.

HADİS
"Mehdi, benim çocuklarımdan biridir.   Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.'' (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi'nin "Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi")

HADİS
"Benim neslimden olan 40 yaşındaki Mehdi'dir.  Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi "Risaletül Meşreb Elverdi fi Mezhebil Mehdi")

HADİS
"Mehdi benim çocuklarımdandır.  Onun yüzü, parlak yıldız gibidir." (Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal")

HADİS
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (cc) benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderecek.(Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

HADİS
Benim Ehl-i Beytimden bir şahıs (Hz. Mehdi (as)) bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu's Sakıb, Ukayli)

HADİS
Hz. Mehdi (as), kızım Fatıma'nın neslindendir. (Sünen-i İbn Mace, 10/348)

HADİS
Hz. Mehdi (as) ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beytimden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)

HADİS
Hz. Mehdi (as), benim çocuklarımdan birisidir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi'nin "Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi")
Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi (as) da hadislerin belirttiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere "seyyid" denmektedir. Hz. Mehdi (as) da seyyid olacaktır.



Hz Mehdi (a.s) tanıtıcı bir özelliği de Hz Hasan'ın soyundan gelmesidir.

HADİS
"Hz. Mehdi (a.s) Fatima'nın evlatlarındandır ve Hasan'ın soyundadır.  " (Ebu Davud, Hz. Mehdi (as), 1)

HADİS
Abdül Gafir Farisi Mecma-il Garaib kitabında ve İbni Cevzi Fi'l Garibil Hadis'de ve İbnül Esir'de Nihaye'de tahric ettiler, Hz. Ali hadisi hakkında dediler ki: "Hz. Mehdi (AS), Hz. Hasan'ın soyundadır." (Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdi'sinin Alametleri, s. 22)

HADİS
Tamman, Fevaid isimli eserinde ve İbni Asakir, Abdullah b. Amr'dan tahric ettiler. Buyurdu ki:
"Hasan'ın evlatlarında birisi (Hz Mehdi) (a.s) doğu tarafından çıkacak, eğer O'na dağlar bile karşı gelse, onları ezecek, ve kendisine o dağlarda yollar edinecektir." (Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdi'sinin Alametleri, s. 22)

HADİS
Hz. Ali'den bize ulaşan bir başka hadise göre, bir gün o, oğlu Hz. Hasan'a bakmış ve: "Nebi SallAllahu Aleyhi Vesellem'in isimlendirdiği gibi, mutlaka benim bu oğlum Seyyiddir (Beyefendi, Halim Selim, zarif ve centilmendir.) Yakında onun (Hz. Hasan'ın) soyundan, Nebinizin (sav) adıyla adlandırılan bir kimse (HZ. MEHDİ (AS)) çıkacak, ahlakında ona (Hz. Peygamber (sav)'e) benzeyecek, ama yaratılışında (beden ve cisim özelliklerinde) ona benzemeyecektir" buyurmuştur. (Tac V, 363)


HZ. MEHDİ (AS)'IN DOĞUMU GİZLİ OLACAKTIR

HADİS
İmam Zeyn-ul Abidin aleyhi's-selâm şöyle buyurmuştur: "Bizim Kaim'imiz (Hz. Mehdi (as)) ile Allah'ın resulleri arasında bir takım benzerlikler vardır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Eyyub ve Muhammed sallâ'llâhu aleyhi ve alih peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh ile uzun ömürlü olmasında, İBRAHİM İLE,DOĞUMUNUN GİZLİ OLMASI (DOĞUMUNUN EVDE OLMASINDA) ve halktan uzak durmasında..." (Kemal'ud-Din s.322, 31. babin 3. hadis)

HADİS
Hz. Ali b. Hüseyin Zeynel Abidin (as)  şöyle buyurur: "KÂİM'İMİZİN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) DOĞUMU İNSANLARA GİZLİ KALACAKTIR..." (Bihar-ül Envar, c.51, s. 135)


HZ. MEHDİ (AS) BÜYÜK BİR ŞEHİRDE DOĞACAK VE SONRASINDA İSTANBUL'A GELECEKTİR

HADİS
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Hz. Mehdi (as), Medine'den (büyük şehirden, kutsal emanetlerin bulınduğu şehir) çıkacak ve Mekke'ye gelecek. İnsanlar onu, kendi aralarından (tanıyıp) ortaya çıkaracaklar ve o, istemediği halde Rükun ile Makam arasında ona biat edecekler." (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

HADİS
Ayrıca Risaletül huruc ül Mehdi, adlı eserin 69. sayfasında Hz. Mehdi (as)'ın "Kara köyünden çıkacağı" ifade edilmiştir. (Mustafa Reşit Filizi, Risaletül huruc ül. Mehdi, s. 69)

Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerde medine kelimesi kapalı bir üslup içinde kullanılmıştır. Yani Peygamberimiz (sav) medine kelimesini farklı farklı anlamlarıyla kullanmıştır. İslam aleminde ise çok fazla büyük şehir yani medine vardır. Bu nedenle söz konusu hadislerde geçen medine kelimesinin hangi anlamı taşıdığını ancak konuyla ilgili diğer rivayetleri inceleyerek anlamak mümkündür.


Başka bir hadiste ise Peygamberimiz (sav), karşısındaki kişiye Hz. Mehdi (as)'ın medineyi yani büyük bir şehri manen fethedeceğini söylemektedir. Rivayette Peygamberimiz (sav)'in karşısındaki kişi, çok fazla medine (yani büyük şehir) olduğundan Hz. Mehdi (as)'ın hangi medineyi yani hangi şehri manen fethedeceği konusunda şüpheye düşmüştür. Bu nedenle Peygamberimiz (sav)'e bu medinenin (büyük şehrin) hangisi olduğunu sormuştur.

Peygamberimiz (sav) de cevap olarak bu medinenin (yani şehrin) İstanbul olduğunu söylemiştir.

HADİS
Hz. İbni Amr'dan rivayet edilmiştir. Resulullah (sav) buyurdu ki:
Ey Ummet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz... Altıncısı da medinenin fethi.
Denildi ki: Hangi medine? Buyurdu ki: Kostantiniyye. (İstanbul) (Bu İstanbul'un Hz. Mehdi (as) tarafından yapılacak manevi fethidir.)
(Kıyamet Alametleri, s. 204  Ramuz EI Ehadis 1/296)

Demek ki bu hadiste medine kelimesi Peygamberimiz (sav) tarafından büyük bir şehir olan İstanbul'u ifade etmek amacıyla büyük şehir manasında kullanılmıştır. Yine başka hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (as)'ın, içinde Peygamberimiz (sav)'in sancak-ı şerifinin de bulunduğu kutsal emanetlerin olduğu yerden çıkacağı bildirilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in sancağı ve diğer emanetleri şu an İstanbul Topkapı Sarayı'nda özel bir bölümde muhafaza edilmektedirler.

HADİS
Abdullah b. Şurefe'den rivayet edildi ki: Hz. Mehdi (as)'ın beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (sav)'in bayrağı olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s. 65)

HADİS
(Hz. Mehdi (as)) Peygamber (sav)'in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup, dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (sav)'in vefatından beri açılmamış olup Hz. Mehdi (as) çıkınca açılacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s. 23)

HADİS
Alametlere gelince; (Hz. Mehdi (as)'ın) beraberinde Allah Resulünün (sav) gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki Peygamberin (sav) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruna kadar da açılmayacaktır. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 164)

Yukarıdaki hadislerden, Peygamberimiz (sav)'in kutsal emanetlerinin Hz. Mehdi (as)'ın bulunduğu yerde olduğu ve ancak onun zuhuruyla açılacağı anlaşılmaktadır. Kutsal emanetler İstanbul'da olduğuna göre Hz. Mehdi (as)'ın de İstanbul'da olacağı son derece açıktır.

Ancak diğer yandan, Hz. Mehdi (as)'ın doğduğu ve İslam aleminin batısında kalan şehir ile fethedeceği şehrin ayrı medineler yani ayrı şehirler olduğunu da yine rivayet edilen hadislere bakarak anlamamız mümkündür.

Örneğin Hz. Mehdi (as)'ın fethedeceği medinenin yani İstanbul şehrinin, denizde kuru bir yol açılarak geçilen yani köprü sisteminin kullanıldığı bir şehir olduğu hadisteki anlatımdan anlaşılmaktadır.

HADİS
Konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek. Deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki: Ey insanlar, ibret alınız. Deniz Beni İsrail' e nasıl yol verdiyse bize de öyle yol verdi. Ondan sonra hepsi tekrar tekrar tekbir getirecek ve 12 tekbir ile şehrin 12 burcu da düşecektir. (El-Kavl-ül Muhtasar fi Alametil Mehdiyyül Muntazır, s. 57)

Açıklama:...
Bu hadiste, deniz ikiye  ayrılacak; gemiler denizde yol alırken, geminin ön kısmı denizin içinde olduğu için, gemi yol aldığında suda bir yarma oluyor, yani denizin suyu geminin uç kısmıyla ikiye bölünüyor. Sabah namazını kılan Hz Mehdi, namazdan sonra gemiyle bir kıyıdan, karşıdaki bir kıyıya yol alıyor (geçiyor). Deniz Beni İsrail' e nasıl yol verdiyse bize de öyle yol verdi. Allah'ın vaadi nasıl ki Hz Musa (a.s) hakkında nüzul (ortaya çıkma, gerçekleşme) olmuşsa, aynısı bizim hakkımızda vaad olunmuş ve Allah'ın vaadi mutlak olucudur. Biz sadece buna dair tanıklık edip, bu işin ustası Allah'a teslim olan 12 İMAM'larız. Bu Allah'ın fazlı olduğundan dolayı, vaad edilen vakitte ve yerde Allah'a kulluk vazifesi ile teslim olan 12 imamların 12'cisi olan mehdi bu şehirde ortaya çıkacak. ''inşallah istanbul''. ''(12.'ci imam Hz MEHDİ)''

Ayrıca hadiste Hz. Mehdi (as)'ın bu şehirde sancağı dikeceği de bildirilerek şehrin Peygamberimiz (sav)'in sancak-ı şerifinin bulunduğu İstanbul olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

HZ. MEHDİ (AS) KAFKASYA'DAN GELECEKTİR

HADİS
Seyyid Ahmed Hüsameddin (ra) İstihraçname'sinde Hz. Mehdi (as)'ın doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:
Müslümanlardan bir zat (Hz. Mehdi (as)) gelecek, bu zatın şerefi KAFKASYA'NIN EN ULUDAĞINDAN etrafa Güneş'in şuaı (ışık hüzmeleri gibi) gibi şulenisar olacaktır (etrafa ışıltılar saçacaktır). (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s. 107)


HZ. MEHDİ (AS)'IN AZ KARDEŞİ OLACAKTIR

HADİS
"Kardeşi az olandır... " (Risalet ül Mehdi s. 161)


HZ. MEHDİ (AS) EVLENMEYECEK

HADİS
Mes'ûdî şöyle nakletmektedir: "Ali b. Hazma, İbn-i Sirâc ve İbn-i Ebi Said, bir ara İmam Rıza'nın (as) huzuruna vardıklarında Ali B. Hazma İmam'a şöyle arzetti: "Ey Resulullah'ın oğlu, biz, siz (Ehli Beyt imamların)dan şöyle nakletmişiz ki; HER İMAM ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA EVLADINI GÖRÜR. (Acaba bu doğru mudur?) İmam (as) cevabında şöyle buyurdu: "Şunu da hadise eklediniz mi "KÂİM (HZ. MEHDİ (AS)) HARİÇ?" (İsbât-ül Vasiye (Mes'udî), s. 201)


HZ. MEHDİ (AS)'IN İSMİ

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi (as)'ın isminin Peygamberimiz (sav)'in ismine, Hz. Mehdi (as)'ın babasının adının da Peygamberimiz (sav)'in babasının adına uygun olacağı belirtilmiştir.

HADİS
Ebu Davud ile Tirmizi'nin İbni Mesut (ra)'dan nakil ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (sav) şöyle buyurmuştur:
"Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık olacaktır..." (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s.159-160)

HADİS
Ebu Hureyre (ra)'dan rivayete göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Dünya hayatından sadece bir gün kalmış olsa bile, benim Ehl-i Beyt'imden ismi ismime uygun olan bir zat (Hz. Mehdi (as)) gelinceye kadar Allah o günü muhakkak uzatır." (Ahmed b. Hanbel "Müsned" inde tahric etmiştir.)

HADİS
Abdullah b. Ömer (ra)'dan rivayete göre;
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Benim Ehl-i Beyt'imden ismi, ismime uygun olan bir zat (Hz. Mehdi (as)) bütün Araplar üzerine hakimiyet kuruncuya kadar dünya (yok olup) gitmez."

HADİS
Başka bir rivayete göre, şöyle buyurmuştur:
"Dünya hayatından sadece bir gün kalmış olsa bile, benim Ehl-i Beyt'imden ismi ismime uygun olan bir zat (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderinceye kadar Allah o günü muhakkak uzatır. O, daha önce zulüm ve eziyet ile doldurulmuş olan dünyayı hak ve adaletle dolduracaktır." (Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Beyhaki ve Ebu Amr Ed-Dâni tahric etmişlerdir.)

HADİS
Yine Abdullah b. Ömer (ra)'dan başka bir rivayete göre şöyle buyurmuştur:
"Benim Ehl-i Beyt'imden ismi ismime uygun olan bir zat (Hz. Mehdi (as)) (yeryüzünde) hakimiyet kuruncuya kadar dünya (yok olup) gitmez. O, daha önce zulum ve eziyet ile doldurulmuş olan dünyayı hak ve adaletle dolduracaktır." (Ebu'l Kasım Taberâni "El- Mu'cemu's-sagir" eserinde tahric etmiştir. Ayrıca, Tirmizi " El-Cami" eserinde ve Ebu Davud da "Sünen" adlı eserinde yaklaşık olarak aynı manaya gelen fakat bazı lafızların yerleri değişik şekilde tahric etmişlerdir.)


Hadislerde özellikle dikkat çekilen, bu isimlerin birbirlerine "uygun" düşecek olmasıdır. Yani Hz. Mehdi (as)  doğrudan "Ahmed ya da Muhammed" babası da "Abdullah" ismiyle beklenmemelidir. (Doğrusunu Allah bilir)

Ahmet Muhammed Hz. Mehdi (as) ismi Allah'ın ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi (as)'a verdiği isimdir. Yani doğumundan ismi "Ahmet Muhammed Mehdi" olmayacaktır. Bu Allah tarafından ona verilen isimdir. Zaten Peygamberimiz (sav) de hadislerinde "Adı adıma uygun düşer" demektedir, "aynısıdır" dememektedir. Aynı şekilde "Babasının adı da benim babamın adına uygun düşer" demektedir. Burada bir işaret, bir sır vardır.

Ayrıca bu konuda şunu da düşünmek gerekir. Eğer bir insanın ailesi çocuklarının Hz. Mehdi (as) olmasını istemiyorsa, ona başka bir isim koyarak, sözde onun Hz. Mehdi (as) olmasını engellemiş olacaktır. Aynı şekilde çocuğunun adını "Ahmed Muhammed" koyarsa da, bir yönüyle sözde eğer olursa çocuğunun Hz. Mehdi (as) olmasını garantilemiş olacaktır. Böyle bir mantığın geçerli olmayacağı çok açıktır. Allah dilediği kişiyi kaderde seçmiş ve onu, "Ahmet Muhammed Mehdi" olarak adlandırmıştır. Bir kimsenin doğuştan bu isimle adlandırılması ya da adlandırılmaması bu durumu engelleyemeyecektir.


PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SOY ŞECERESİ

ADNAN'ın iki oğlu olmuştur. Onlar: MAAD ve Âk'tır. MAAD'ın dört oğlu vardır:
NİZAR, Kudâa, Kunus ve İyâd. NİZAR'ın da üç oğlu olmuştur. İsimleri:
MUDAR, Rabia ve Enmâr'dır. MUDAR'ın iki oğlu vardır. Bunlar:
İLYAS ve Aylân'dır. İLYAS'ın üç oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:
MÜDRİKE, Tabîha ve Kamaa'dır. MÜDRİKE'nin iki oğlu olmuştur. Adları:
HUZEYME ve Hüzeyl'dir. HÜZEYME'nin de dört oğlu olmuştur: Onlar:
KİNANE, Esed, Esede ve Hûn'dur. KİNANE isimli dedesinin dört oğlu vardır:
NADR, Mâlik, Abdi Menâf ve Milkân. NADR'ın iki oğlu olmuştur. İsimleri:
MÂLİK ve Yahlud'tur. MÂLİK'in tek oğlu vardır. O da FİHR'dir. Bu zâtın dört oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:
GÂLİB, Muhârib, Hâris ve Esed'tir. GÂLİB'in iki oğlu olmuştur. Onlar:
LÜEYY ve Teym'dir. LÜEYY'in dört oğlu bulunmaktadır. Adları:
KA'B, Âmir, Sâme ve Avf'tır. KA'B'ın da üç oğlu dünyaya gelmiştir. Onlar:
MÜRRE, Adiy, Husayn'dır. MÜRRE'nin üç oğlu bulunmaktadır. İsimleri:
KİLÂB, Teym ve Yakaza'dır. KİLÂB'ın da iki oğlu vardır:
KUSAY, Zühre: KUSAY'ın dört oğlu iki kızı vardır. İsimleri:
ABDİ MENÂF, Abdüddâr, Abdüluzzâ, Abdi Kusay. Kızları: Tahmür, Berre'dir. ABDİ MENÂF'ın dört oğlu dünyaya gelmiştir. Adları:

HÂŞİM, Abdüşşems, Muttalib ve Nevfel'dir. HÂŞİM'in dört oğlu ve beş tane kızı vardır. İsimleri:
ABDÜLMUTTALİB (ŞEYBE), Esed, Ebû Sayfî. Kızları: Şifâ, Hâlide, Zaife, Rukayye ve Hayye'dir. Peygamberimizin dedesi Abdül-Muttalib'in on oğlu ve altı kızı bulunmaktadır. Bu çocukların hepsi bir anneden olmadığı için onları annelerine göre sıralandırmak istiyoruz:
ABDULLAH, Ebû Tâlib, Zübeyr; Ümmü Hakim Beyzâ, Atika, Ervâ, Berre. Bunların anneleri Fâtıma'dır. Abbâs, Dırâr. Bu iki oğlunun annesi Nüteyle'dir. Hamza, Mukavvim, Hacı adlı oğulları ile Safiyye adındaki kızlarının annesi ise Hâle'dir. Hâris adındaki oğlunun annesi Semrâ'dır. Ebû Leheb (Abdüluzza). Bunun annesi Lübni'dir.
Hz. Âmine'nin annesi Berre, onun annesi ise Ümmü Habib'tiba tarafına gelince, Hz. Âmine'nin babası Vehb, onun babası Abdi Menâf, onun babası da Zühre'dir. Hz. Abdullah'ın baba şeceresi açıklanmış bulunmaktadır. Annesi Fâtıma, onun vâlidesi Sahre, onun annesi Tahmür'dür. Her ikisinin soyu KİLAB'da birleşmektedir.


HZ. ALİ, KASİDE-İ ERCÜZE'DE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN ADININ ADNAN OLDUĞUNU BİLDİRMEKTEDİR

(Bir olay üzerine Hz. Ali'ye Ebu Turab künyesini veren Hazreti Peygamberimiz (sav)'e, Hz. Ali "Hadi olan Mustafa Adnan Peygamberi" diye hitap ettiği anlatılmaktadır.)
Bundan dolayı iki isim sahibi oldum. Bir de künye ki daha önce hiç duymamıştım. Ebu Turab ki bana bu künyeyi vermişti: Hâdî olan Mustafa (asm) Adnan peygamberi...


HZ. MEHDİ (AS)'IN İSİMLERİ

EL MEHDİ: Hidayet Olunmuş, Hidayete Ermiş
EL HÂDİ: Hidayete Sevk eden, Doğru Yola Ulaştıran
EL KAİM: Hak İçin Kıyam Eden, Ayakta Duran
EL HÜCCET: Reddi Mümkün Olmayan Kesin Delil
EL MUNTAZAR: Herkes Tarafından Beklenen
MEHDİ-Yİ MUNTAZAR: Beklenen Mehdi
İMAM-I MUNTAZAR: Beklenen İmam (manevi lider)
HALEF-İ SALİH: Allah Evliyalarının Liyakatli Halifesi (manevi lideri)
MANSUR: Allah Tarafından Yardım Edilen
SAHİBİ'L-EMR: İlahi Adaleti Uygulamakla Sorumlu Olan
SAHİBÜ'Z-ZAMAN: Zamanın Sahibi
VELİYİ ASR: Asrın Velisi, Zamanın Tek Hakimi, Zamanın Tek Rehberi
MEHDİ-Yİ MEV'UD: Vadedilmiş Mehdi
İMAM-I ASR: Asrın İmamı (manevi lideri)
SAHİB'ÜD DAR: Yurdun Sahibi (manevi sahibi)
BAKİYYETULLAH: Allah'ın Yeryüzünde Geriye Kalan Tek Hücceti ve Son İlahi Manevi Lideri
KÂİM-İ AL-İ MUHAMMED (AS): Peygamberimiz (sav)'in Soyundan gelen, Kıyam Edecek Olan Mehdi
EL HATİM: Hatmeden, Sona Erdiren
NAHİYETÜ'L-MUKADDESE: Kutlanmış Yön, En Yüce ve Kudsi
Abdulmelik İsami (1111). Mekke'de ikamet eden tanınmış tarihçilerdendir. O, "Sımt-ul Nucum-il Avali" diye bilinen dört ciltlik tarih kitabında şöyle yazıyor: "Hz. Mehdi (as)'ın lakapları ise HÜCCET, HALEF-İ SALİH, KÂİM, MUNTAZAR, SAHİB-ÜZ ZAMAN VE HEPSİNDEN DAHA MEŞHUR OLAN İSE MEHDİ'DİR..." (Sımt-ul Nucum-il Avali, c. 4, s. 138)

HADİS
Mahmud b. Vahib Kızoğlu Bağdadi-i Hanefi: "Cevheret-ul Kelam" adlı kitapta şöyle yazar: "... Hz. Mehdi (as)'ın LAKAPLARI İSE MEHDİ, KÂİM, MUNTAZAR, SAHİB-ÜZ ZAMAN, HÜCCET'TİR..." (Cevheret-ul Kelam, s. 157)

HADİS
Abdurrahman-i Sufi. Farsça olan "Mirat-ul Esrar" kitabının yazarıdır. "Tuhfet-u İsna Aşeriyye" kitabının yazarı Abdulaziz Dehlevi'nin babası Şah Veliyullah Dehlevi, "el-İntibah fi Selasil-i Evliyaullah ve Esanid-i Varisi Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih" adlı kitapta ondan naklederek, İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (as)) hakkında şöyle yazıyor: ... (HZ. MEHDİ (AS)'IN) LAKAPLARI İSE MEHDİ, HÜCCET, KÂİM, MUNTAZAR, SAHİB-ÜZ ZAMAN'DIR.

HADİS
Ömer b. Zahir rivayet ediyor:
"Birisi, İmam Cafer Sadık'a; "Kaim'e (Hz. Mehdi (as)'a), Emirel-müminin, diye selam gönderebilir miyiz", diye sordu. İmam buyurdu; "Hayır..." Adam sordu: "PEKİ ONU (HZ. MEHDİ (A.)'A) NE DİYE SELAMLAYAYIM?" HAZRETLERİ: "SELAM OLSUN SANA EY BAKİYETULLAH DİYEREK" BUYURDU.


HZ. MEHDİ (AS)'A PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HİTAPLARI

HADİS
Hz. Mehdi (as) Cennetin tavuskuşu (süsü) dur. (Bihar-ül Envar, Cilt 51, Sayfa:105)

HADİS
"Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Hz. Mehdi (as) ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir." (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)

HADİS
Hz. İmam Hüseyin (as)'ın şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Hz. Mehdi (as) kıyam ettiğinde halk onu tanımayacaktır. Zira O (HZ. MEHDİ (AS)) HALKA GÜZEL SİMALI BİRİ OLARAK GELECEKTİR... " (Ikd-üd Dürer, s. 41)

HADİS
"MAVERAÜNNEHİR'DEN BİR ZAT (HZ. MEHDİ (AS)) ÇIKAR, ONA EL-HÂRİS (ARSLAN) DENİR. Onun askerlerinin kumandanı olan bir adam vardır ki ona da Mansur denilir. O El-Haris, tıpkı Kureyş'in Resulullah (sav)'a zemin hazırladığı gibi o da Al-i Muhammed'e zemin hazırlar veyâ onları yerleştirir (ravi şek etmiştir). Her mümine, ona yardım etmek veya davetine icabet etmek (ravi şek etmiştir) vaciptir". (Ebu Davud, Mehdi 1, (2452)), Ravi: Hz. Hilal İbnu Amr (r.a.), (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî, c. 5, s. 617), (Sünen-i  Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/410)


HZ. MEHDİ (AS)'IN BİR İSMİ DE "ARSLAN"DIR

HADİS
MAVERAÜNNEHİR'DEN BİR ŞAHIS (HZ. MEHDİ (AS)) ÇIKAR, ONA EL-HÂRİS (ARSLAN) DENİR. Onun askerlerinin kumandanı olan bir adam vardır ki ona da Mansur denilir. O El-Haris, tıpkı Kureyş'in Resulullah (sav)'e zemin hazırladığı gibi o da Al-i Muhammed'e zemin hazırlar veyâ onları yerleştirir (ravi şek etmiştir). Her mümine, ona yardım etmek veya davetine icabet etmek (ravi şek etmiştir) vaciptir". (Ebu Davud, Mehdi 1, (2452)) Ravi: Hz. Hilal İbnu Amr (ra) (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî, c. 5, s. 617) (Sünen-i  Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/410)

HADİS
* Haris aslan demektir.
Numani'nin Gaybeti: "Ey inananların Efendisi, bize senin Hz. Mehdi (as)'ın hakkında haber ver." İnananların Efendisi dedi ki: "... HZ. MEHDİ (AS) HAZIRLIKLI, ETKİ ALANI GENİŞ, MUZAFFER BİR ARSLANDIR... " (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 184)





HZ MEHDİ



Mehdi'nin Kelime Anlamı Nedir

Neden mehdi var;,,,,,,,,,,,,,,
Bir insan yada hayvan doğarken korunmaya muhtaçtır, bu muhtaçlık , çocuğun doğmasıyla başlar. Çocuk anne ve baba tarafında büyütülür, çocuk büyütülürken insandan doğan temel sebeplerin bazıları şunlardır. Çocuğun muhtaç olduğu bir nefes var, bunu sağlayan ne''! hadi biz onu bilmemezlikten gelelim, peki; bir ana çocuğunu  sütüyle emzirirken ona muhtaç olan bir gelişkenlik (büyüme) veriyor, bu bir eylem oluyor mu, yoksa olmuyor mu (yani bir öğreti), diğer bir öğreti, ana ve baba onu bağrına basarken türlü hareketler yapıyorlar, bunlar çocuğun belli bir olgunluktan sonra yürümeyi ve ayakta durmasını öğretme, başka bir eylem hareketi oldu, çocukla iletişimde diliyle (konuşmayla) bir öğreti daha sağlıyorlar , bu da başka bir eylem oldu; biraz olgunlaştıktan sonra çalışmayı, yani hayata atılarak beslenmesi için gereken gıdai maddeler, sıcak ve soğuğa karşı giyinmesi için ihtiyacını gidermesi, barınması ev ihtiyacı, neslin (üreme ile çoğalmak) devamı için evlenme, hakeza buna benzer diğer ihtiyaçlar; ve hayata atılmayı, anaerkil (taşıyıcı kalıtsal davranışları bir ilham ile aktarma) olan anne ve babadan  bu öğretileri alıyor.

İşte bu noktada insanoğlu bir eğitimde; yani öğretmen ya da doktor, ya da mühendis, ya da inşaat ustası, ya da aşçı, ya da fırıncı ve benzeri, gibi durumları bir öğreti sonucunda, birinin öğretmesiyle öğreniyor. İnsan bazı noktalarda yetersiz kalıyor, bunlardan birisi insanın niçin ölümlü bir varlık olduğu sorusudur ya da çevresinde ki her şeyin bu kanunla benzeşmesi''

Peki böyle bir kanun varken şöyle bir soru sorabilir miyiz? yahu biz doğuyoruz, büyüyoruz ve tekrar ölüyoruz, halbuki bu atalarımızdan beri böyle devam ede gelen bir süreçtir. Peki atalarımızdan beri bu dünya, bu evren, bu yıldızlar, bu güneş, bu ay, bu gök var, neden bunlar hep (çok zamandan beri) varda, biz neden gelip geçiciyiz. İşte evren ve kendimizle bir kıyaslama (benzeşme) yaptığımızda, şu sonuca varıyoruz. Ölümsüz bir şeyin olması gerek ki, hayatları tekrar tekrar diriltmeye gücü yetsin, yoksa bir ilişki sonucu (üreme) hem insanda ve hem de hayvanda, sürekli olarak devamlılık sağlıyor. Bitip tükenmeyen bir devamlılık, bizim gözümüzle; halbuki demiştik ki bir öğreti ilişkisi var, bu noktada bir öğreten ile bir şeyler öğrenip hayata atılıyoruz. Ondan bize aktarılıyor, yaşamayı, büyümeyi, çalışmayı, gibi. Durumları öğretici bir davranışla öğrenmiş bulunuyoruz.

İşte Mehdi, kelime manası olarak yol gösteren anlamıyla bağdaşır. Yani bu zamanda insanlar arasında adaleti sağlamak ve insanın niçin var olduğu sorusuna yanıt olabilmek için vardır. Bak der bu saraya (KAİNAT)bunun da bir sahibi var. Bu evrenin hem ölçülü bir sanat ile işlenmiş olduğunu, hem de mükemmel bir kanun ile adalet ile yöneltildiği, adeta içinde çıkılmaz karma karışık sorulara yanıt verebilmek  için bir yaratıcının delilleri olduğunu , insanın bu evrenin kendi başına işlemediğini onlara anlatmak için, cevapsız zannedilen sorulara yanıt vermek için, ilahi adalet ile işleyen bir yol göstericidir. Aynı zamanda zamanın sahibi ismi vermekle bu günün yanıtlanacak olması gereken zor sorularına bir anahtardır.

Allah'tan bir Rahmet olarak; Allah'ın kullarını bağışlamak için, vesile kıldığı 12'ci İmam Mehdi as, doğruya yöneltilmiş bir insan (önder) olarak gelecek. Onun gelişi ile yeryüzü yemişini insandan eksik bırakmayacak. Hayatı yaşanılmaz hale getirenleri, arındırıp (manevi kirlerden) temizleyecek olan 12'ci İmam MEHDİ'dir. 




HADİS
‘...Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile, Allah benim Ehl-i Beytim’den bir şahıs gönderecektir. O dünyayı (daha önce) zulümle olduğu gibi adaletle dolduracaktır.’ (Sünen Ebu Davud, Cilt 14, s. 402

Açıklama:... Hadiste anlaşılıyor ki, Cenab-ı Allah kıyamet'in habercisi olarak Hz Mehdi (a.s)  mutlaka gönderecektir. Şüphesiz hiçbir peygamber kendi nefsiyle hareket etmez. Peygamberler şahit olup, gördükleri olayların neticesi doğrultusunda hareketle, ve de büyük bir inayetle kalbe gelen ilhamı, sonra gelecek olan nesillere hem uyarıcı, hem nasıl hareket edecekleri doğrultusunda uyarmakla yükümlü olup, sonra onların başına gelecek olan olaylara karşı uyarırlar. Toplulukların ve dolayısıyla insanlığın düştüğü durumu anlatırlar. Onları bu dünyanın geçici arzu ve heveslerine karşı, tedbirli davranmaları, ve de kıyamet koptuktan sonra biz bundan habersizdik dememeleri için uyarıcı bir hüküm üzerine uyarırlar. Her peygamber mutlaka ümmetini uyarır, çünkü; onları ebedi saadet yurduna davet ederler, sonsuzluk yurdu ateş dostlarının yeri olan cehheneme değil;

Hz Mehdi bir peygamber olarak değil, bir velayet (Ehl-i Beyt) temsilcisi olarak gelecek; ve bütün sorumlulukları üstlenip, tıpkı 1430 yıl evvel peygamber efendimizin yaptığı gibi insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaracak. Bu durumda  onların; o acı ve sancı içinde  kıvranan hallerini düzltecek olan, Allah'ın izniyle Hz Mehdi'dir. Mehhi as, Allah'ı bilme tanıma konusunda en yüksek mertebe olan, Allah'ın sıfatlarının aynası bu durumu; ve dolaysıyla kainatın inceden inceye hiçbir eksiklik ve noksanlık bulunmadan yaratan Allah; SANİ (her şeyi sanatla yaratan Allah) isminin harika perdesi ve yüce makamı olan sonsuzluk yurduna  olan bu davet Hz Mehdi tarafında yapılacak. Hz Mehdi insanlığı ahirete sevki için çaba ve gayretle  mücadele edecek, mürşikler (Allah'a inanmayan) istemesede:...!

Şüphesiz Allah vaad etmiştir, vaadi mutlaktır; Peygamaber'ini bu duruma şahit kılmıştır,  dünyanın ömrü bitmeden Hz Mehdi'yi gönderip, dünyayı nefsin arzu ve hevesleriyle zulümle dolduran insanlığın, o zalimkarane olan şeytani nefsini kırıp, adaleti  diriltip, ayağa kaldıracak olan Hz Mehdi, insanlığa yeni bir çığır açacak. Bu yaratıcının vaat ettiği zaman olup, onu mutlak anlamda yapacaktır. Ve biz de bu  duruma şahitlerden olacağız inşallah.


HADİS
Resulullah (sav) Ammar bin Yasir’e şöyle buyurmuştur:
“Onun uzun bir gaybeti olacaktır ki, bir takım insanlar bu dönemde imanlarını kaybedecek, diğer bir grubu ise imanlarını koruyacaklardır. O (Hz. Mehdi (as)), ahir zamanda çıkıp yeryüzünü adaletle dolduracaktır. O (Hz. Mehdi (as)), Allah'ın kelamının tevili (yorumu, açıklaması) için savaşacak, nitekim ben Allah’ın kelamının tenzili (nazil oluşu) için savaştım. Ey Ammar... (O) halkın bana en çok benzeyeni olacaktır.” (Kifayet’ül Eser, İlzam-ün Nasib, c.1, s. 98)

Açıklama:...Onun uzun bir gaybeti olacaktır ki;..O (Hz Mehdi) insanların gözünde kaybolacak, yani tanıdık, yaşadığı toplum içinde uzaklaşıp bir süre onlara görünmeyecek. Bu durum hayatın temel ihtiyaci sebeplerinde dolayı olacak. Tıpkı Hz Yusuf gibi kardeşleriyle arsında geçen (bir konu, yada durum üzerinde uzlaşmama, kıskançlık) bir sebep karşısında zorunlu olarak ayrılacak. Bu dönemi Allah Hz Yusuf için; Yusuf 12/15  Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin." Nitekim peygamber efendimiz ve bu işin sahibi Ehl-i Beyt imamları Hz Mehdi ile Hz Yusuf arasında ki benzerliği hadiste şu şekilde ifade etmiş.

Abdullah bin Zamre, İbn-i Mâti-i Himyeri (Kâ'b-ul Ahbar)'den nakleder ki şöyle dedi: "... Kıyam Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (a.s.), Ali'nın soyundandır (seyyittir). O bu yeryüzünü, yeryüzünden başka bir hale getirecektir. Rum ve Çin'in Hrıstiyanların'ın aleyhinde İsa bin Meryem ile delil getirecektir. Kâim (Hz. Mehdi (a.s.)), Ali'nin neslindendir.Hayırda, görünüşteve ahlaktae n çok Hz İsa'ya benzeyen odur. Allah Peygamberlere verdiği (azameti) ona da verecektir. Ona faziletler ve ziynet verecektir. Şüphesiz Mehdi, Ali'nin evladıdır. Onun gaybeti, tıpkı Yusuf'un gaybeti (zindana atılması) gibidir ve onun dönüşü tıpkı İsa Bin Meryem'in dönüşü gibidir.(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 169)

Sedir-i Seyrefi der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam'dan duydum ki: Şöyle buyurdu: Bu işin sahibinde (Hz Mehdi (a.s)'de) Yusuf'a bir benzerlik vardır.'' Şöyle arzettim: sen bize bir gaybeti veya hayreti bildiriyor gibisin:" (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 189)

... Şöyle arzettim: Sen bize bir gaybeti veya hayreti bildiriyor gibisin. Buyurdu ki: ... YUSUF'UN kardeşleri akıllı ve zeki idiler. Onlar peygamberin evlatları idiler. Yusuf'un huzuruna çıkıp onunla konuştular ve ona hitap ederek onunla alışveriş yaptılar. Onunla kardeş oldukları halde onu tanımadılar, ta ki sonunda kendisini onlara tanıtıp dedi ki: "Ben Yusuf'um" İşte o zaman Yusuf'u tanıdılar. Peki bu şaşkın ve başıboş ümmet, Allah'ın hüccetini (Hz. Mehdi (a.s.)'yi) kendilerinden gizleyebileceğini niçin inkâr ederler? Yusuf, Mısır'ın mâliki idi ve onunla babası arasında onsekiz günlük yol vardı. Yusuf'un yerini ona bildirmek isteseydi, buna kudreti yeterdi. Allah'a andolsun ki Yakup'a müjdeyi verdiklerinde dokuz günde Mısır'a gitti Allah azze ve celle tıpkı Yusuf'a yaptığını kendi hüccetine de (Hz. Mehdi (a.s.)'ye de) aynısını yapıyorsa bu ümmet niçin bunu inkar eder?

Hakkı gaspolunan ve inkar olunan mazlum imamımız ve bu (gaybetin) sahibi (Hz Mehdi a.s) onların arasında dolaşır, pazarlarında gezer, onların bastığı yerlerden geçer. Ama onlar onu (Hz Mehdi (a.s)'yi) tanımazlar ta ki sonunda Allah kendisini onlara tanıtması için tıpkı Yusuf'a izin verdiği gibi ona izin verir. O zaman ona kardeşleri demişti ki:'' Doğrusu sen Yusuf musun.?'' dede ki: '' Ben Yusuf'um.''

İşte bu dönemin sonunda Cenab-ı Allah'ın fazlına kavuşacak Hz Mehdi Allah'tan ilham alacak; bu ilhamlar ona yol gösterip onu  doğruya eriştirerek hakikatlerin iç yüzünden haberdar olmasına vesile olacak.

bir takım insanlar bu dönemde imanlarını kaybedecek'den maksat onu tanıyan ve ona yakın olan toplumda yaşadığı insanların, ona pek bir değer ve kıymet vermeyeceklerini PEYGAMBERİMİZ HABER VERİYOR. bu işin sahibi Hz Mehdi; bu insanlar için ha varmış, ha yokmuş, onlar için birşey ifade etmeyeceği, bu gibi insanların gözünde Hz Mehdi'nin değerini böyle dile getiren peygamber efendimiz diğer bir grubu ise imanlarını koruyacaklardır. dan maksat ona (Hz Mehdi'ye) yakın dostları arasında kıymetli bir yere sahip olduğundan dolayı, onun ayrılması onları üzecek, varlığının olmamasını daha iyi anlamış olmalılar ki, onun dönüşünün özlemiyle ona karşı ilgisiz kalmamış olmamışlarki Peygamber efendimiz, onları böyle bir güzellikle dile getirmiş. Hz Mehdinin dostlarının ona ne kadar  değer verdiklerini ve sevilip sayıldığını gerçek iman sahiplerinin, onu bağrına basanların olduğunu arz etmiş.

Bu işin sahibi HZ MEHDİ Ahir zamanda çıkacak. Bütün yeryüzünü adalet ile yönetip ve her topluluk üzerinde hükmü olacaktır. Kuran'ın içyüzünde saklı ilahi sırları anlatacak ve açıklayacak olan o'dur. Ümmeti Muhammed'in yeniden uyanıp hakikati ilahiyenin yaratma sebebi nüzuluna eriştirecek olan HZ MEHDİ'dir:... Hadislerde onun bu amaç için mücadele edeceği   ve hiçbir zaman bundan vazgeçmeyeceğini, bundan dolayı en çok Allah yolunda mücadeleyi onun yapacağı peygamberimiz tarafından dile getirilmiş. 


HADİS
Hz. Ebu Hureyre (Radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imanın sevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz."
[
Buharî, Rikak 39, İstiska 27, Zekât 9; Müslim, İman 248, (157); Ebu Davud, Melahim 12, (4312).] [Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/324.]

Açıklama:...  Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz:...Allah kullarına aklı kullanma yetkisi olarak vermiş,Azhab 33/72...,Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi. Yani birşey (iş,davranış) yaparken onun ne mana ve ne maksat ile yapılacağı işten dolayı, onun sonucunda doğacak durumun  bir nabze bilinmesi. örnek, masa yapmak istiyorum, masa için gereken malzemeyi karşıladıktan sonra, iş onu ustasıyla yapmakla bitiriliyor, sonuç masanın şekli ortaya çıktı ve bir bilinçli  bir şuur ile yaptık; yani bize verilmiş bir irade ve sonuçta ne çıkacağı sonucu bize sunulmuş olur ve bilmediğimiz bir şeyi asla yapamayacağımızdır, ancak biz bildiğimiz bir şeyi yaparız.

Soru; peki yeni bir icat nasıl yapılıyor. Evet:..."Nahl 16/68...,Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: "Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da..." burda; yani hayvanlar HALIK (herşeyi yaratan Allah) tarafında kalbe gelen yönlendirme hareketiyle, yol gösterilip yapacağı şey (durum, hal, davranış) kendilerine gösteriliyor, vede onlar o yol üzere hareket ederler.  Hayvanda bilinçli yapma hareketi olmamakla beraber, ancak genlerdeki yarıtılışta kodlanmadan  meydana gelen varlığın devamı ve davranışta eylemsel hareklerde doğan sonuç (üreme) ve yavrusuna gelen şefkatli büyüme (yavruyu doğduktan  sonra, koruyup büyüten) bunlar kalıtsal olduğunda, genetik olarak birbirine aktarılır.

Burda ne anlatmak istiyoruz; insana  cüzzi (kısmi) bir irade verilmiş. İnsan bu iradeyi kullanmda aklın mücize (yani olağan bir şeyi görüp, onu doğrulacak mantık ister) yönünü görüp buna inanmak ister; Halbuki Allah buyuruyor ki eğer her şeyi mucize olarak size göstersem, (nasıl ki kıyametin kopacağı anı size göstermiyorsam,) o zaman akli düşünceyi ortadan kaldırırım. Yani o kısmi iradeyi kaldırınca bir hayvan derecesine düşersiniz, o zaman onu size vermekle irade kaldırılır, irade olmayınca emaneti size yüklememiş olurum ki, ancak siz bir emanet yüklendiğinizden dolayı Allah sösüzde asla dönmez.

Enam 6/8....Şunu da söylediler: "Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!" Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile açtırılmazdı..

Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imanın sevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz."Yani artık mucize istiyorsunuz, o zaman istediğiniz verilecek (yani akıl ve irade onlardan alınacak). O halde  iradesi ve aklı elinde alınan insan bir hayvan derecesine iner ki, bilinçli bir davranış ile hareket etmez. Bundan dolayı aşağılık durumuna düşen insanın inanması artık onlara ne bir fayda ne de bir kurtuluş verir.


HADİs
Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. (o vakit)  Kişi mümin olarak sabaha erer de kafir olarak akşama kavuşur. Mümin olarak akşama erer, kafir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar." (Tirmizi, Fiten 30, (2196).)

Açıklama:...  "Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. Ahir zamanda birbiri ardı gelecek olan felaketler, savaşlar, kargaşalar, ABD'nin ırak işgali ile ortadoğuda meydana gelen belirsizlik, güya demokrasi namına ABD'nin ırak işgali görünen hırsızın, malı çalarken kendini haklı göstermesidir. Hırsızlar bazen mal, yada başka bir şey çalarken bunu gizli yaparlar, ama açıkta çalan hırsızlarda var. Düzenlerin içinde, bunlar yüklendikleri makam, mevki nedeniyle halka ait olan candan, maldan haksız yere sahiplenmeleri kendi çıkarlarının bir parçasıdır;  Peygamberimiz ne diyor, kısacası haksız yere mal edinme hırsızlığın görünmeyen FİTNECİ yüzüdür. 

Bu zamanda çıkar çatışmaları insanları o kadar zor durumda bırakacak olması karşısında , çaresiz kalan insan evine azık götürmek için evinde inanmış, masum, olarak çıkar, bu günün zor ihtilalcı koşulları karşısında ezilmiş halk, çaresizlik içinde ne bir iş bulup çalışma, ne bir güven (ölüm korkusu), bunun gibi, nedenlerle  koşulların ağırlığı altında ezilerek,

Kişi masum olarak sabahlar, ancak evinde çıktıktan sonra, zor durumlar karşısında helal olmayan işler yapacağı için akşama eve geldiğinde, her türlü çirkinliği (kötü) işlemiş olarak gelir. Şimdiki düzenlerde insanlar bir iş yapmak için çıkar olmadan o işe yanaşmıyorlar, illahi bir menfaat karşılığında bir iş yaparlar; Bunu bu zamanda filmlerde olduğu gibi, gerçeği yansıtan memurların işi gereğini yerine getirmekten çok, o mal hırsı, aza yetinmeme karşılığında laik olduğu makamı az bir ücret karşılığı satmasıdır. Yani dünyayı, ahirete tercih etmeleridir. 


HADİS
İnsanlar öyle bir devir yaşayacaklar ki,  o devirde dini üzerine sabretmek, elinde ateş tutmak gibi zordur. Çünkü o devirde mümin, (öyle hakaretlere maruz kalır ki) davarından daha zelil, (daha haysiyetsiz bir) duruma düşer. Bu hakaret ve baskıya birçok insan dayanamaz. Zayıf olanlar, fire vererek, beş paralık menfaat için din ve mukaddesatından rüşvet verme durumuna düşer. Gündüz ve gecelerin akması öyle devir getirecektir ki, o zaman biri kalkıp alenen: "Bir avuç menfaati için bize din (ve mukaddesatını) kim satacak?" diye sorar. Bu soruş boşa değildir de: "Bir­çokları dinlerini çok az bir dünya malı karşılığında satar.


Açıklama:...  İnsanların başına bela üzerine bela geldiği vakit, insan hak olan yoldan çıkıp menfaat ve rüşvet karşılığında , daha önce edindikleri ahiret tarlasının mahsuluni, bu sefer ellerinin tersiyle iterek, az  bir dünya malı için geri iadesinde bulunur. O kadar ki hayat şartları insan için dayanılmaz bir hal ve durum alır, bu çıkmaz olan yol daha önceki amellerini, az bir para karşı satmalarına sebep olur. Ahir zamanın şahşahalı ve gösterişli hayatı, insanı o nefsin zayıf  olan iradesine karşı   zayıf  bırakması ve dolayısıyla, acizlik durumu karşısında , karşı hallerdeki şahşahalı hayati içtimayedeki durumunu gıptalı bir hal vaziyetiyle, ve içindeki o şevki, gurur iradesi onu menfeat karşısında edindiği yol hakikatinde geri çevirerek, ahireti mahsulu olan iyi davranış ve hareketlerdeki eylemsel nimetini, bu dünyanın ticari işleri karsısında satar. Ve Ahiret için edinmiş olduğu hasılatı, bu dünya tarlası için, hem zahmetli, hem zorlu, hemde kahredici bir yaşam ile bırakır.

Ali imran 3/77 :... Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini basit bir bedel karşılığı satanlar var ya, işte onlar için âhirette hiçbir nasip yoktur. Allah onlarla konuşmayacaktır, kıyamet günü onlara bakmayacaktır, onları temizleyip arıtmayacaktır. Onlar için korkunç bir azap vardır.


HADİS
“Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca îmân edecek, ancak daha önce iman etmemiş olanların imanları kendilerine bir yarar.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118)

Açıklama:... Bu Hadiste insanların inanmak için mucize (olağan bir durum,inandırı delil) istemeleri karşısında Cenab-ı Allah'tan o istedikleri mucize  kendilerine verilmiş oluyor. Ancak şu bir gerçek ki, o mucize onlara verilmekle, aklın düşünme güçü (kendi isteğiyle) ellerinde alınıyor. Ha keza  mücizevi bir durum görmek ne kadar insana inandırıcı bir delil olarak verilirse iman'ın zayıflık derecesi o kadar yükselir. Mucize imanı güçlendirmez, tam tersine zayıflatır. Hasta yatağında kanser olunan bir hasataya doktoru tarafında, hastalığı konu bahisinde yakınlarına bildirdiği, hastanın kurtulma olanağı düşük, ancak bunu hastanın kendi yüzüne karşı söylenmemesi gerekiyor. Söylendiği vakit iman etmemiş bir hasta ise, ölümü görme  karsısında yapacağı ve düşüneceği tek şey, ölümünde başka bir kurtuluş olmayacağı, dolaysıyla, eğer öleceksem nitekim inanmış olarak ölmek ister. Belki der ha öldüm, bu dünyada inanmamış olarak gittiğimde, eğer gerçekten bir yaratıcı varsa o zaman benim durumum ne olur. Ve ona karşı tedbir alır ki, Allah'a iman etmiş olarak taki gitsin, halbuki; Hastaya o hastalığı vermekle ecza olan dermanın aradığı yer olan Allah'ın isimlerinin tecellisi ve imanın kübrasına vesile kıldığı rasıtane olan Hekim isminin tecellisinin bir fiili olarak onu ebedi yurta sığınma yurdu olarak rasıtaneyi, hekimi eczayı vermek duayı kübraya vesile ediyor. Taki onun iradesini elinde almasın, onu hastaneye sevk etmekle ''Gerçek nimet verici olarak Allah size yeter;'' dedirtiyor. Furkan 25/21 :... Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.


"Güneş batıdan doğduğu vakit, kalpler içinde önceden taşıdıkları üzere mühürlenir, hafaza melekleri artık çekilir. Meleklere hiçbir amel yazmamaları emredilir ." BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ, GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASIYLA BİRLİKTE TEVBE KAPISININ KAPANDIĞINI ANLATIYORÎman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik (inceleme) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes'eleleri elbette bedihî (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki Ebu Bekirler âlâ-yı illiyyine (yücelerin en yücesine) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safîline (aşağıların en aşağısına) düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif (sorumluluk) olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte (dünyada) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet (kıyamet alametleri) ve eşrat-ı saat (kıyametin şartları), bir kısım müteşâbihat-ı Kur'aniye gibi kapalı ve te'villi oluyor. YALNIZ, GÜNEŞİN MAĞRİPTEN (BATIDAN) ÇIKMASI BEDÂHET DERECESİNDE (İSPATA İHTİYAÇ DUYULMAYACAK ŞEKİLDE AÇIK) HERKESİ TASDİKA (İNANMAYA) MECBUR ETTİĞİNDEN, TEVBE KAPISI KAPANIR, DAHA TEVBE VE ÎMAN MAKBUL OLMAZ. (Beşinci Şua)
[Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 14/324-327
imanlı kişilerdir, ona itaatte gayretlidirler. Nereye ve hangi işe yönelseler mutlaka zafere ulaşırlar... (Bihar’ul- Envar, c.52, s.279 ve c.53, s.12. İkmal’ud- Din, c.2, s. 367)

Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor:
"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir." (Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (401)